KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2015/3162 E., 2016/2322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, carî hesap ilişkisinden doğan alacağın tahsili amacıyla yürütülen icra takibine itirazın iptâli davasıdır. Davacı şirket yüklenici, davalı şirket ise iş sahibidir. Davacı yüklenici şirket vekili, müvekkili ile davalı arasında cari hesap ilişkisi olduğunu ve 18.09.2010 tarihi itibariyle davalının 39.022,41 TL borcunun bulunduğunu, bu bedelin ödenmediğinden bahisle ....
İcra Müdürlüğü'nün 2010/30907 Esas sayılı icra dosyası ile takibe geçtiğini, davalı borçlu şirketin haksız ve yersiz şekilde takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptâlini ve % 40 'dan aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiş, davalı iş sahibi şirket vekili ise, davacı yüklenicinin mallarının ayıplı çıktığını ve davacının bir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ve % 40 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiş verilen karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2010/30907 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı davacı şirket tarafından borçlu davalı şirket aleyhine cari hesap alacağına istinaden 39.022,41 TL asıl alacak ve 121,40 TL işlemiş faiz ve 136,02 TL ihtarname masrafı olmak üzere 39.279,83 TL üzerinden ilâmsız takip yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 08.12.2010 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlu davalının 10.12.2010 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve 1 yıllık yasal süresi içerisinde itirazın iptâli davasının açıldığı anlaşılmıştır.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece, asıl alacağın % 40'ı oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir. İİK'nın 67/II. maddesi uyarınca borçlunun icra inkâr tazminatına mahkum edilebilmesi için, alacağın likid başka bir deyişle belirlenebilir olması ve borçlunun itirazında haksız olması gerekir. Oysa ki, dava konusu alacağın miktarı bilirkişi raporuyla belirlenmiş olup, likid değildir.
Bu durumda icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmişse de düşülen bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden, hükmün HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/3162, K. 2016/2322, 15 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama