KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2015/3702 E., 2016/2246 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
925 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, gönderilen para nedeniyle sebepsiz zenginleşildiğinden doğduğu belirtilen alacağın tahsili için yürütülen icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemenin; davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine dair kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı gönderilen para nedeniyle sebepsiz zenginleşildiğinden doğduğu belirtilen alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün 2013/5772 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde borca itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiş, davalılar, davacının .... ile giriştiği ortaklığın avansı olarak bu parayı gönderdiği ve ve paranın da ....'a verildiğini belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece bu paranın inşaat avansı olarak gönderildiği davalıların savunmalarını ispat edemediği belirtilerek davanın kabulü ile itirazın iptâline takibin devamına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalıların işlemiş faize itirazlarında haklı olup, tamamen haksız olmadıklarından davalıların icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulmamasında ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kurulacağına güvenilen sözleşme nedeniyle gönderilen ancak geçerli ve şekil koşuluna uygun biçimde sözleşmenin kurulmamış olması nedeniyle iadesi gereken para alacağının ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK 67. maddeye göre açılmış itirazın iptâli davasıdır.
Davacı icra takibinde işlemiş faiz miktarını göstermiş ve 40.000,00 TL asıl alacak yanında 1.521,37 TL de faiz olmak üzere toplam 41.521,37 TL talep etmiş ve davasında da aynı miktarı göstererek şlemiş faizi de davaya konu etmiştir.
HMK 298. maddeye göre hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açıkça, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve bu sonuca uygun gerekçenin de hükmün gerekçe bölüünde yer alması gerekir.
Bu maddenin de sonucu olarak itirazın iptâli davasında takipte istenen işlemiş faizin davaya konu edilmesi halinde işlemiş faiz miktarının da hesaplanıp hüküm altına alınması ve gerekçesinin de gösterilmesi gerekirken, istenebilecek faiz miktarı yönünden herhangi bir hesaplama yapılmaksızın, ya da denetime elverişli olarak, hesaplandığını ortaya koyar şekilde bir açıklamaya hükmün gerekçesinde yer verilmeksizin işlemiş faize karar verilemez.
Hesaplama yapılıp faize karar verilebilmesi için ise öncelikle işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığına bakmak gerekir.
Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. (TBK 117. madde) Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir. (11.12.1957 tarih 17/29 sayılı İçihadı Birleştirme Kararı) Temerrüde esas icra takibi de bulunmuyorsa dava tarihinde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda kötüniyetli zenginleşme veya haksız fiil söz konusu değildir. ...'a gönderilen 28.06.2013 tarihli ihtarnamenin, takip tarihi olan 16.07.2013 tarihinden önce tebliğ edildiğine dair dosyada kanıt yoktur. Davaya konu para davalıların ortak hesabına gönderilmiş olup, sadece ...'a gönderilen ihtarname davalıları temerrüde düşürecek nitelikte olmadığından tebliğ tarihinin araştırılmasına da gerek yoktur. Bu durumda davalıların takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü usulen kanıtlanmadığı ve işlemiş faiz talebi yerinde olmadığı halde takip tarihinden öncesi dönem için takipte istenen işlemiş faizi de kapsar şekilde itirazın iptâline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece takip tarihinden öncesine ilişkin işlemiş faize yönelik talebin reddi gerekirken bu miktarı da kapsar biçimde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/3702, K. 2016/2246, 12 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama