KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2015/5517 E., 2016/1713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
414 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmış olup, davada sözleşmenin davalı yanca haksız feshedildiği ve ilk davada kâr kaybı alacağının 14.376,00 TL olarak belirlenip taleple bağlı kalınarak 9.000,00 TL'sinin hüküm altına alındığı belirtilerek kalan 5.376,00 TL kâr kaybının tahsili istemi ile başlatılan ilâmsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptâli ile takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istenmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle kararın gerekçe kısmında davalı icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi döneme ait işlemiş faiz alacağına ilişkin istemin yerinde olmadığının açıklanmasına ve bu gerekçeye uygun olarak da hüküm fıkrasında yalnızca asıl alacak yönünden itirazın iptâli ile takibin devamına karar verildiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece alacağın likid olduğu kabul edilerek hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk davada, alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının kâr kaybı alacağı 14.376,00 TL olarak belirlenmiş ve bu miktarın 9.000,00 TL'si hüküm altına alınmışsa da davalı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce “özellikle davada talep edilen ve hüküm altına alınan kâr kaybı miktarına göre” açıklaması ile onanmış hükme esas alınan bilirkişi raporundaki miktar kesinleştirilmemiştir.
Sözü edilen rapor eldeki davada denetlenerek ve uygun bulunarak hükme dayanak yapıldığına göre alacağın likid olduğu kabul edilemez. Bu durumda mahkemece davacının koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek alacağın likid kabul edilip davalı borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/5517, K. 2016/1713, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama