KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2015/6297 E., 2016/3127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf verillerince temyiz edilmiş, davacı-k.davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-birleşen dosya davalısı Avukat ... ile davalı-birleşen dosya davacısı Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Asıl ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl dava borçlu bulunulmadığının tespiti, birleşen dava ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-birleşen dosya davacısının tüm, davacı-birleşen dosya davalısının aşağıdaki bendi kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı kooperatif arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile dava dışı arsa sahibine ait arsa üzerinde inşaat yapımını üstlenmiş olduğundan yüklenici, davalı-birleşen dosya davacısı şirket ise kooperatif ile yaptığı 15.03.2006 ve 10.01.2009 tarihli sözleşmeler ile kooperatifin üstlendiği inşaatın bir kısım bölümlerini yapmayı üstlenmiş olup taşerondur.
03.06.2010 tarihli tarafların imzasını taşıyan ve altındaki imza ve içeriklerine itiraz edilmeyip iradeyi sakatlayan sebeplerle geçersiz olduğu ileri sürülüp kanıtlanamayan “protokol” başlıklı belge ile taraflar karşılıklı mutabakat ve rıza ile aralarındaki tüm sözleşmeleri feshetmişlerdir.
Protokolün 2. maddesinde gecikme cezalarının hakedişten düşürülmesi, (vergi dairesi tapu müdürlükleri ve SGK tarafından tahakkuk ettirilen) 3. maddesinde hakediş alacakları olarak hesaplanan 1.333.494,55 TL'den kamu idareleri tarafından tahakkuk ettirilen 13.494,55 TL gecikme cezası kesilerek taşeronun kalan alacağının 1.320.000,00 TL olduğu ve vadeli senetlere ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Aynı protokolün 4. maddesinde protokolün imzalandığı tarihten itibaren taşeronun başka bir imalât yapmayacağı ve işten el çekeceği de kabul edilmiştir. Taraflarca bu protokol tarihinden sonra taşeronun işe devam ederek imalât yaptığı da ileri sürülmemiştir.
Söz konusu protokolden sonra düzenlenen ve tarafların imzasını taşıyan aynı tarihli senet teslim belgesi ile protokoldeki 1.320.000,00 TL'den kabul edilen 40.000,00 TL stopaj kesintisi düşüldükten sonra kalan 1.280.000,00 TL için 49 adet senet taşerona teslim edilmiştir. Söz konusu senetlerin akıbeti dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi ödenip ödenmediği de mahkemece araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece 03.06.2010 tarihli protokolde taraflar her iki sözleşmeyi feshettikleri, bu sözleşmelerden dolayı taşeronun kalan iş bedelini alacağının 1.320.000,00 TL olup 40.000,00 TL stopaj düşüldükten sonra 1.280.000,00 TL'nin senet verilerek ödenmesinin kararlaştırıldığı ve senetler de verildiğinden 03.06.2010 tarihli senet teslim belgesindeki senetlerin ödenip ödenmediği araştırılıp birleşen davada sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/6297, K. 2016/3127, 1 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama