KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2019/1129 E., 2019/4990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup yerel mahkemece davanın kabulüne dair verilen hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde faturaya dayalı alacaklarının tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalı yanın müvekkiline borçlu olduğunu bilmesine rağmen takibi durdurmak amacıyla itirazda bulunduğunu, faturada belirtilen işlerin tamamının yapılmış olduğunu, itirazın iptâliyle icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; davalı vekili ise cevap dilekçesinde faturalar nedeniyle davacıya herhangi bir borcu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece davanın kabulüne ve alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yerel mahkemece itirazın iptâline karar verilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmişse de, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olmasının yanında alacağın likid (belirlenebilir) olması da gerekmektedir. Oysa, alacağın varlığı bilirkişi raporuyla belirlenmiş ve hükme varılmıştır.
Bu durumda alacağın likid olduğundan söz edilemeyeceğinden davalı iş sahibi itirazında bu yönden haklıdır. Bu nedenlerle yerel mahkemece yasal koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan bu yönlerden bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca hükmün bu yönden düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2019/1129, K. 2019/4990, 4 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama