KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2019/192 E., 2019/3026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2019
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-karşı davalı vekili Avukat ... ile davalı-karşı davacı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsili istemine, karşı dava ise işin sözleşme şartlarına göre yapılmaması nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan tarafların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlaına gelince;
2-Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulü ile davacı lehine icra inkâr tazminatına, davalı lehine ise kötüniyet tazminatına hükmedildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca alacaklı yararına icra inkâr tazminatı verilebilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likid) olma şartını da kapsar.
Alacağın varlığı ile miktarı, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden ve bu nedenle likid bir alacaktan söz edilemeyeceğinden mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi davacının icra takibi başlatmasında haksız ve kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi de hatalı olmuş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de;
yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2019/192, K. 2019/3026, 27 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama