İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 15. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2020/2529 K.2020/3127

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup…

Esas2020/2529Karar2020/3127Tarih7 Aralık 2020Okuma7 dk · 1.480 kelime

KÜNYE

15. Hukuk Dairesi 2020/2529 E., 2020/3127 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Aralık 2020
Mahkemesi
...Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi
...3. Asliye Hukuk Hakimliği
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.480 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- KARAR -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacının istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nce reddedilmiş, verilen bu red kararı yasal süresi içinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmesine ve özellikle 05.10.2006 tarihli ibraname ve feragatnemede, davacının annesi kendisine asaleten, davacıya velayeten 27.09.2006 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili maddi ve manevi tazminat taleplerinden feragat etmiş olup,

bu feragatin hukuken geçerli ve bağlayıcı olduğunun ve davacının istinaf ve temyiz dilekçesinde mahkemenin karar gerekçesinde kabul ettiği ibra ve feragat ile ilgili istinaf ve temyizinin bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Manevi tazminat isteminin tamamı reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesi hükmünce tarifenin ikinci kısmı ikinci bölümü uyarınca davalı yararına 1.980,00 TL maktu vekâlet ücreti tayini gerekirken, manevi tazminatla ilgili nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Hükmün bu yönden bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının hüküm kısmının 5. maddesinin karar metninden çıkartılarak yerine.

“Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen maddi tazminat yönünden 5.850,00 TL nisbi ile manevi tazminat yönünden 1.980,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödenenden 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 267,80 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek,

varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine 07.12.2020 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

- KARŞIOYYAZISI -

Dava, davacının babasının elektrik teknisyeni olup elektrik işlerini yapmak üzere davalı taraf ile aralarında hizmet akdi bulunmaksızın davalı şirket fabrikasında elektrik işlerini yapmaya gittiğinde, 4 metre mesafeden, merdivenden beton zemine düşerek hayatını kaybetmesi nedeniyle açılmış bir maddi ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, “Her ne kadar davacı ve davalı tarafın bir kısım delillerinin toplanması, tanıkların beyanlarının alınması, mahallinde keşif yapılması ve bilirkişi raporu aldırılması istenilmiş ise de Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/16846 Sor. - 2007/517 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair adli soruşturma dosyasındaki 18.12.2006 tarihli bilirkişi heyetinin raporu ayrıca 05.10.2006 tarihli ibraname ve feragatname dikkate alınarak ve de tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, yine usul ekonomisi dikkate alınarak davanın (maddi tazminat ve manevi tazminat) ispatlanamamış olması’’ gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve bu karar üzerine istinaf talepleri Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.

Yüksek Özel Daire, anılan kararı vekâlet ücreti açısından oy çokluğuyla düzelterek onamıştır.

Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun kararına aşağıdaki nedenlerden dolayı katılmıyorum.

İlk derece mahkemesince, iş yerinde meydana gelen olayla ilgili Borçlar Hukuku'nun sorumluluk hukuku ilkeleri doğrultusunda yeterli inceleme yapılmamış, Cumhuriyet Savcılığı'nın hazırlık evrakındaki bilirkişi raporuyla yetinilmiştir. Ceza tahkikatında alınan bilirkişi raporu suçun unsurlarına ilişkin ceza hukukunu ilgilendiren bir rapordur. Oysa somut olayda; dava, eser sözleşmesi kapsamında davacı murisinin uğradığı olay neticesinde vefatıyla ilgili açılmış bir maddi ve manevi tazminat davası olup, Borçlar Hukuku'nun sorumluluk ilkeleri doğrultusunda kusur yönünden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.

6098 sayılı TBK madde 74’e göre, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz".

Bu madde doğrultusunda ilk derece mahkemesi yeterli inceleme ve araştırmayı yapmamıştır. Ayrıca mahkeme gerekçesinde, hazırlık evrakındaki bilirkişi raporuna atıf yaparak olaydan kimsenin sorumlu olmadığını belirtmiş, daha sonra da sanki sorumluluk kabul edilmiş gibi bu kez de ibranameye dayanılarak davanın reddedildiğini açıklamış, hüküm kısmında ise maddi ve manevi tazminat davasının ispatlanamadığından reddine karar verildiği yazılmıştır.

6100 sayılı HMK madde 298’e göre; "(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.

(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.

(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır".

İlk derece mahkemesince HMK madde 298/2. bendine aykırı hüküm oluşturulmuştur. Gerekçe birbirine zıt iki nedene dayandırılmış, kısa kararda ise bu kez "Davanın isplanamadığından reddine" karar verilmiştir denilmiştir.

İlk derece mahkemesi, öncelikle olayda kimsenin kusurlu olmadığı kanaatına vararak davayı reddetmiştir. Oysa mahkeme sorumluluk açısından dava reddedecekse buna ait deliller tartışılmalıydı. Aynı mahkeme, ikinci gerekçesinde olayda sorumluluğun var olduğunu kabul edip bu kez de ibranameye dayanarak davayı reddetmiştir. Bu durumda birbirine zıt iki gerekçeyle davanın reddi yanlış olmuştur.

Dosyaya sunulan ibraname davacının annesi tatarından asaleten ve velayeten imzalanmış bir ibraname olup, maddi ve manevi tazminat açısından bir miktar düzenlenmemiştir. Maddi tazminat açısından ne kadar, manevi tazminat açısından ne kadar ibra edildiği ibranamede belirtilmemiştir.

Davacı bu ibranameden haberinin olmadığını, kaldı ki zararının çok büyük miktarda olduğunu beyan ederek, müzayaka yönünden ibranamenin geçersizliğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi ikinci gerekçesinde, ibraname yönünden hiçbir araştırma yapmayarak, iş sahibinin sorumlu olduğu kabul edilmişçesine bu ibranameye dayanarak davayı reddetmiştir.

İbra, kökeni Arapça bir kelime olup, Türkçede aklama, temize çıkarma anlamında kullanılmaktadır. İbranamenin Türk'çe karşılığı ise aklama belgesidir.

İbra; alacaklının borçludaki hakkının tamamından veya bir kısmından sözleşme veya tek taraflı irade beyanı ile vazgeçmesidir. İbra ile borçlu, borcunu ifa zorunluluğundan kurtulmakta ve borç ödenmiş kabul edilmektedir.

İbra sözleşmesi, taraf olmayan kişileri bağlamaz.

İbra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için tarafların medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip olmaları gerekmektedir. Tam ehliyetli kişiler serbestçe bizzat veya yetkili kıldığı vekilleri aracılığıyla sözleşme yapabilirler.

İbraname ile kazanılan edimler arasında açık oransızlık olabilir. Geçimini çalıştığı sürece elde edeceği ücret geliriyle sağlayan ve boşta kaldığı zaman ekonomik yönden zorda kalacak olan davacının, davalı aksini ispat etmedikçe, ibranameyi imzaladığında müzayaka halinde olması hayatın olağan akışına uygundur. Bu durumda TBK'nun 28. maddesine göre gabin iddiasının incelenmesi ve edimler arasında açık bir oransızlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir.

Gabin (aşırı yararlanma) sorumluluk hukukunda ibra sözleşmesini geçersiz kılan en önemli nedenlerden biridir. Gabinden söz edebilmek için edimler arasında açık bir oransızlık bulunması gerekir. İki taraflı, karşılıklı hak ve borçlar sağlayan edimler arasında kabul edilebilir, hayatın olağan akışına uygun düşen bir ekonomik dengenin bulunması gerekir.

Edimler arasında kabul edilebilir bir denge bulunmayan ve taraflardan birine aşırı yararlanma sağlayan bir sözleşmenin yapıldığı durumlarda bu sözleşmeden zarar gören tarafın dava açma yolu bulunmaktadır. Gerçek anlamda bir ibranameden söz edebilmek için, tazmin edilecek tutar ile buna karşılık alınan tutar arasında açık bir oransızlığın bulunmaması gerekir. Açık oransızlığın bulunduğu durumda belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir.

Bu durumda, hesap bilirkişisinden alınacak raporla, ibranamenin verildiği tarihteki veriler esas alınarak zarar görenin gerçek zararı tespit edilmeli, böylece sorumlularca tazmin edilmesi gerekli tutar ile buna karşılık ibranameyle alınan tutar arasında açık oransızlık bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Mülga 818 sayılı BK'da ibra kurumuna yer verilmemiştir. Uygulama Yargıtay İçtihatları'yla oluşturulmuştur. Maddi tazminat için düzenlenen ibranamede bir bedele yer verilmesi halinde, bu bedel ile ibranamenin düzenlendiği tarihteki verilere göre belirlenen zarar arasında açık bir oransızlık yoksa, hak sahiplerinin iradesinin de ibra yönünde oluştuğunun kabulü gerekir. İbranamedeki tutarın, neredeyse tazminat borcunun tamamına yakın bir miktarı içermesi gerekir.

Başka bir anlatımla, maddi tazminat alacağının tamamının bedelsiz olarak ibra edildiği savunması ile borçlunun ifadan kaçınması mümkün değildir. Ödenen bedel ile ödeme tarihi itibarıyla hesaplanan zarar arasında açık oransızlık varsa, o zaman yapılan ödeme kısmi bir ifa olarak değerlendirilmeli ve ibra belgesi makbuz niteliğinde sayılmalıdır.

İsviçre Borçlar Kanunu'nun 115. maddesinde düzenlenen ibra sözleşmesi, 6098 sayılı TBK'nun genel hükümler kısmında, borcu sona erdiren nedenler kapsamında düzenlenmiştir.

6098 sayılı TBK' nun 132 ve 420. maddelerinde ibraya yer verilmiştir.

TBK'nun 132. maddesine göre; ''Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir''.

İlk derece mahkemesi ilk gerekçesine zıt teşkil eden ikinci gerekçesiyle, TBK madde 132’e göre borcun doğduğunu kabul etmiştir.

Tüm yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ilk derece mahkemesince, öncelikle Borçlar Hukuku'nun sorumluluk ilkeleri doğrultusunda, kusur ve bilirkişi incelemesi yaptırılması, olayda davalıya ait bir sorumluluğun doğmadığının anlaşılması durumunda davanın reddedilmesi, aksi durumda davalının sorumluluğunun bulunduğu kanaatına varılırsa bu kez de ibranameyle ilgili tüm deliller, toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken birbirine ters düşen gerekçelerle davanın reddedilmesi yanlış olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan bu nedenlerle Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun, ilk derece mahkemesi kararının sadece vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanması kararına katılmıyorum.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/2529, K. 2020/3127, 7 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. - Karar -
  4. - Karşıoyyazısı -
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2529
Karar No
2020/3127
Tarih
7 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2020/2529 K.2020/20176
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2020/2529 K.2020/15399
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2020/2530 K.2020/6591
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/2531 K.2020/19995
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2020/2531 K.2020/6038
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/2531 K.2020/5524

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.