KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2015/1179 E., 2016/1441 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2016
- Talep
- —
Karar Metni
1.082 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2014 tarih ve 2014/.... sayılı yazısı ile, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nın 289/1 ilk cümle ve 5272. maddeleri uyarınca 3 ay hapis ve 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ...Sulh Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 tarih ve 2012/... Esas, 2014/... sayılı kararını kapsayan dosya incelendi;
Dosya kapsamına göre;
1- Sanık hakkında borcu nedeniyle yapılan haciz sırasında yediemin sıfatıyla kendisine teslim edilen ve üçüncü şahsın hak iddia etmediği eşyası hakkında işlediği suçu nedeniyle verilen cezadan 5237 sayılı TCK'nın 289/1-son maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayininde,
2- 5237 sayılı TCK'nın “muhafaza görevini kötüye kullanma” kenar başlıklı 155. maddesinin 1. fıkrasında “muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.” aynı Kanunun 52/1 ve 2. fıkrasında ise “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir.
En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir”, hükümlerinin yer alması karşısında, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde,
herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulamanın gerekçesi gösterilmeden adli para cezasının yazılı şekilde alt sınırın üzerinde belirlenmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 16.06.2014 gün ve ...... sayılı kanun yararına bozma talebine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
./..
TÜRK MİLLETİ ADINA
I- Olay
.... Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Mali Suçlar soruşturma bürosunca verilen 20.05.2010 tarih ve 2010/... talimat sayılı yazısı gereğince sanık ...'e ait işyerinde suç ve suç unsurlarının tesbiti bakımında 21.05.2010 tarihinde arama yapıldığı, 556 sayılı KHK gereğince suç unsuru olduğu tesbit edilen eşyaların sanığa yediemin olarak aynı tarihte teslim edildiği, daha sonra sanık hakkında 556 sayılı KHK'nin 61/A-1 maddesi gereğince ...
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2010/... Esas, 2011/...
Karar sayılı kararı ile 23.11.2011 tarihinde mahkumiyet kararı verildiği ve sanığa yediemin olarak teslim edilen eşyaların müsaderesi amacıyla teslimi için kolluğa müzekkere yazıldığı ancak kollukça yapılan 20.01.2012 tarihli tesbitte eşyaların olmadığı ve sanığın eşyaların bir kısmını mahkemeye teslim ettiğini, diğer kısmını ise kaybettiğini belirttiğinin tesbit edilerek tutanağa bağlandığı, bunun üzerine mahkemece sanık hakkında yedieminlik görevini suistimal suçundan suç ihbarında bulunulması üzerine işbu davanın açılarak mahkumiyet kararı verildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği ancak temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
II- Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı
Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, mahcuz malların kendisine ait olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 289/1-son maddesi gereğince indirim yapılmamasında ve ceza tayininde hapis cezasının asgari hadden belirlendiği halde adli para cezasına alt sınırdan uzaklaşılarak tespitinde hukuka aykırılık bulunup bulunmadığından ibarettir.
III- Hukuksal Değerlendirme
CMK'nın 309. maddesi uyarınca hakim veya mahkemece verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur.
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarih ve 19/31 sayılı kararında belirtildiği gibi kanun yararına bozma yöntem ile kanunların herkese eşit biçimde uygulanması, karar veya hükümlerdeki maddi ve usul hukukuna aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini, ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amaçlanmıştır. Kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu ve olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle kanun yararına bozma yolu dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Yargıtayın incelemesinden geçerek kesinleşen hükümlere karşı bu yola başvurulamaz; ancak yargılanmanın yenilenmesi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz yoluna başvurulabilir.
Somut olayda, temel cezanın belirlenmesinde hapis cezasının asgari hadden tespit edilmesine rağmen adli para cezasının alt sınırdan ayrılarak saptanmasının hakimin yargılamaya ilişkin takdir hakkı kapsamında kaldığı gözetildiğinde yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bu hususun kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği değerlendirildiğinden kanun yararına bozma talebinin bu yönüyle reddine karar vermek gerekmiştir.
./..
Ancak; muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, mahcuz malların kendisine ait olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 289/1-son maddesi gereğince ½ oranında indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurularak sanığa fazla ceza verilmesi kanuna aykırı olduğundan kanun yararına bozma talebinin bu yönüyle kabulüne ve 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesinin verdiği yetkiye istinaden sanığın hüküm fıkrasında gösterilen dışında cezalandırılmasında karar verilmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/1179, K. 2016/1441, 29 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama