KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2015/1203 E., 2015/5283 K.
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2015
- Talep
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.11.2014 tarih ve 2014/376178 sayılı yazısı ile,
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297/2, 35 ve 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.11.2012 tarihli ve 2009/823 esas, 2012/3443 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre;
Hükümlüye yüklenen ve mahkemece kabul edilen cezaevine sim kart sokma şeklindeki eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297/1. maddesine uyduğu ve davaya bakmanın Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girdiği hâlde, görevsiz mahkemece yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiş ise de.
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 83. maddesi gereğince 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen ek 1. maddesinin b bendine göre;
kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza hâkimine yapılan atıflardan, yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine yapılmış sayıldığı ve 84. maddesince eklenen geçici 6/4. maddesine göre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir, hükümlerine göre, göreve ilişkin kararın bozulmasına yönelik istemde hukuki yarar görülmediğinden bu husus kanun yararına bozma incelemesine konu edilmemiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesinin 07.07.2011 tarihli ve 2010/69 esas, 2011/116 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297. maddesi 2. fıkrasının iptaline karar verilmiş olması karşısında, karar tarihinde yürürlükte bulunmayan kanun maddesine göre sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü 06.11.2014 gün ve 94660652-105-34-1387-2014-19442/66476 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
I- Olay
Sanığın hükümlü olarak Metris Cezaevine kabulü sırasında yapılan aramada çantasının içerisinde beş adet sim kart bulunduğu, sanık hakkında TCK’nın 297/2, 35, 53. maddeleri gereğince Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/823 esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve sanık hakkında 02.11.2012 tarihli karar ile TCK'nın 297/2, 35, 62 ve 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği ancak temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
II- Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı
Dosya kapsamına göre; hükümlüye yüklenen ve mahkemece kabul edilen cezaevine sim kart sokma şeklindeki eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297/1. maddesine uyduğu ve davaya bakmanın Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girdiği hâlde, görevsiz mahkemece yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiş ise de.
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 83. maddesi gereğince 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen ek 1. maddesinin b bendine göre;
kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza hâkimine yapılan atıflardan, yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine yapılmış sayıldığı ve 84. maddesince eklenen geçici 6/4. maddesine göre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir, hükümlerine göre, göreve ilişkin kararın bozulmasına yönelik istemde hukuki yarar görülmediğinden bu husus kanun yararına bozma incelemesine konu edilmemiş,
Ancak, Anayasa Mahkemesinin 07.07.2011 tarihli ve 2010/69 esas, 2011/116 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297. maddesi 2. fıkrasının iptaline karar verilmiş olması karşısında, karar tarihinde yürürlükte bulunmayan kanun maddesine göre sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemesi, bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.
III- Hukuksal Değerlendirme
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297/2, 35 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.11.2012 tarihli ve 2009/823 esas, 2012/3443 sayılı kararı ile mahkumiyet hükmü verildiği,
Anayasa Mahkemesinin 07.07.2011 tarihli ve 2010/69 esas, 2011/116 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 297. maddesi 2. fıkrasının iptaline karar verilmiş olması karşısında, karar tarihinde yürürlükte bulunmayan kanun maddesine göre sanığın mahkumiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gibi davaya bakmanın da Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girdiği hâlde, görevsiz mahkemece yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/1203, K. 2015/5283, 24 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama