İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Ceza Dairesi

YARGITAY · 16. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2017/1405 K.2017/4251

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün…

Esas2017/1405Karar2017/4251Tarih1 Haziran 2017Okuma7 dk · 1.456 kelime

KÜNYE

16. Ceza Dairesi 2017/1405 E., 2017/4251 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Haziran 2017
Mahkeme Kararı
Asliye Ceza Mahkemesi
Hüküm
TCK'nın 332/1, 43, 62, 53, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet
Suç
Askeri yasak bölgeye girme
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.456 kelime·7 dk okuma

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:

Sanıklar hakkında askeri yasak bölgeye girme suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmü sanıklar tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 11.11.2015 tarih ve 2008/53-2012/107 sayılı kararı ile mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.04.2017 tarihli itiraz dilekçesinde;

“Sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen 2863 sayılı Kanuna muhalefet ve askeri yasak bölgeye girmek suçlarının sübutuna ilişkin Yüksek Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sanıkların fiillerinin 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçu yanında Askeri Yasak Bölgeye Girmek suçunu da oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.

Daha açık bir ifadeyle sanıkların fiillerinin Askeri yarar gereği yasaklanan yerlere gizlice veya hile ile girilmesi olup olmadığı, fiilin TCK'nın 332/1. maddesindeki suçu mu, yoksa TC vatandaşları olan sanıkların ikinci derece askeri yasak bölgelere girmesinin suç oluşturup oluşturmayacağı, işlenin fiiller bakımından atılı suçun unsurların ne olduğu, somut olay bakımından suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı ve anılan suçlar bakımından sanıkların kanunun aradığı şartlarda kastlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında;

TC vatandaşı olan sanıklarca gizlice girilip 2863 sayılı Kanun kapsamında tarihi eser bulmak için kaçak kazı yapıldığı iddia ve kabul edilen, keşif ve dosya kapsamından bölge sınırlamasının işaretlendiğine ilişkin herhangi bir işaret ve levhanın bulunmadığı Iğdır ili Tuzluca ilçesi Karakale Harabeler Kurudere mevkiinin; iddianame, dosyadaki bilgi ve belgelerden gerek söz konusu yerin 2. dereceden askeri yasak bölge olması,

gerek sanıkların yasaklanan yerlerle ilgili güvenlik ve gizliliği ihlal etme kastı ile hareket ettiklerine ilişkin mahkumiyete yeterli delil bulunmaması aksine kaçak kazı yapmak için hareket ettiklerinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında; unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur." şeklinde Dairemiz onama kararına karşı itirazda bulunmuştur.

İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;

Olayda sanıkların hukuki durumunun, konuyla ilgili 5237 sayılı TCK'nın 332. maddesi ile 2565 sayılı Kanunun 26. maddesi bakımından tartışılması gerekmektedir.

Dairemizin bu hususta müstakar kararlarında belirtildiği üzere;

“Askeri yasak bölgelere girme” başlığıyla düzenlenen 5237 sayılı TCK'nın 332/1 maddesinde; “Devletin askeri yararı gereği girilmesi yasaklanmış olan yerlere, gizlice veya hile ile girenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.” denilerek temelde devletin güvenliği ve askeri yararları korunmak istenmiştir.

Madde gerekçesinde, gizlice girmek; denetim ve korumaya ilişkin her türlü tedbirler giderilerek yasaklanan yere girilmesi, hile ile girmek ise; girmek için aldatıcı vasıtalar kullanmak şeklinde tanımlanmıştır.

Askeri yarar gereği yasaklanan yerlere gizlice veya hile ile girilmesi suçun oluşması için yeterli olduğundan suç, soyut tehlike suçudur. Somut bir zararın gerçekleşmesi aranmaz.

Suç yasaklanan yerlerle ilgili güvenlik ve gizliliği ihlal etme genel kastı ile işlenebilir.

TCK'nın 332. maddesi kenar başlığıyla birlikte değerlendirildiğinde, suç konusunun askeri yasak bölgeler olduğu anlaşılmakta ise de bu yerlerin nereler olduğu 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda belirlenmiştir. Zikredilen Kanunun 2. maddesinde askeri yasak bölgeler, birinci ve ikinci derece askeri yasak bölge olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Aynı maddede askeri yasak bölgelerin Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile kurulup kaldırılabileceği hükmü yer almaktadır.

Güvenlik bölgeleri 2565 sayılı Kanunun 19. maddesine göre; özel güvenlik bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olmak üzere ikiye ayrılır. Askeri güvenlik bölgelerinin, Genelkurmay Başkanlığınca, kamu ve özel kuruluşların çevresindeki özel güvenlik bölgelerinin ise Genelkurmay Başkanlığının lüzum göstermesi veya Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin ya da İçişleri Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi kaydıyla Bakanlar Kurulunca kurulup kaldırılabileceği aynı Kanunun 3. maddesinde düzenlenmektedir.

Birinci derece askeri yasak bölgelerin esasları anılan Kanunun 7, 11 ve 14. maddelerinde, ikinci derece askeri yasak bölgelerin esasları 9, 13 ve 17. maddelerinde, güvenlik bölgelerinin esasları da 21. maddesinde tespit edilmiş, bu esaslara muhalefet edilmesi durumunda uygulanacak cezai hükümler ise kanunun 24, 25 ve 26. maddeleri ile TCK'nın 332. maddesinde yer almıştır.

Buna göre;

Askeri yasak bölgelerin sınır alametlerini bozmak, yıkmak, yok etmek ve değiştirmek kanunun 24. maddesinde,

Birinci derece kara ve deniz askeri yasak bölgelerinde yetkili komutanlıkça geçiş için tespit edilen yolların dışına çıkmak, bu bölgelerin fotoğraf ve filmini çekmek, harita ve krokisini yapmak gibi eylemler 25. maddesinde,

İkinci derece kara, deniz ve hava askeri bölgelerine ait esaslara, güvenlik bölgelerinde uygulanacak esaslara uymamak, zorunlu hallerde sığınma şartları ve ihbar yükümlülüklerine riayet etmemek eylemleri aynı Kanunun 26. maddesinde suç olarak düzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır.

Ancak birinci derece askeri yasak bölgelere girmek, diğer eylemlere nazaran daha ağır olmasına rağmen 2565 sayılı Kanunda cezalandırılmayarak doğrudan TCK'nın 332. maddesinin konusu haline getirilmiştir.

Şu hale göre. TCK'nın 332. maddesinde düzenlenen suçun konusunun öncelikle birinci derece askeri yasak bölgeler oluşturmaktadır. İkinci derece askeri yasak bölgeler bakımından ise, 2565 sayılı Kanunun 9, 13 ve 17. maddelerinde T.C. vatandaşlarının bu bölgelere girmeleri yasaklanmamış ve fakat yabancıların girmeleri men edilmiştir.

Bu nedenle T.C. vatandaşlarının ikinci derece askeri yasak bölgelere girmesi suç oluşturmazken yabancılar için diğer şartları var ise suç oluşturabilecektir.

2565 sayılı Kanunun 26. maddesinde “fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği ...” denilmek suretiyle ikinci derece askeri yasak bölgelere yabancıların girmesi suç olarak düzenlenip yaptırıma bağlandığından, bu özel içtima hükmü nedeniyle yabancıların bu bölgelere gizlice ya da hile ile girmeleri halinde TCK'nın 332. maddesinde düzenlenen suçun, hile veya gizlilik olmaksızın girmeleri durumunda ise 2565 sayılı Kanunun 26. maddesindeki suçun oluşacağı görülmektedir.

Suç konusunun idari işlemle belirlenmesinin, TCK'nın 5. maddesi bağlamında “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi bakımından değerlendirilmesine gelince:

Anayasanın 38, İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 ve 5237 sayılı TCK'nın 2. maddelerinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hangi eylemlerin suç sayıldığının ve suç sayılan bu eylemlere ne tür ve miktarda ceza uygulanacağının hiçbir şüphe ve belirsizliğe yer bırakmayacak biçimde kanunla belirlenmesi olarak tanımlanmaktadır.

Bu ilkenin sonuçlarından biri olan “belirlilik” kuralına göre, fertlerin suç teşkil eden davranışları ile bunların cezalarını önceden bilmeleri sağlanmaktadır. Suç ve ceza içeren kanunların sınırlarının belirli olması, açık ve anlaşılır biçimde va'zedilmesi gerekir.

Kanun koyucunun belirlilik ilkesi gereğince suçun unsurlarının bütün ayrıntılarıyla düzenlemesi temel kural olmakla birlikte, suç konusunun tespitinin teknik bilgi ve uzmanlık gerektirmesi coğrafi şartlara ve günlük toplumsal ihtiyaçlara göre değişiklik göstermesi gibi hallerde konunun aciliyet ve hassasiyetine binaen, yasama organının ağır işlemesinden kaynaklanan mahsurların önüne geçilmesi amacıyla, suç konusunun sınırları çizilip, temel ilkeleri belirlendikten sonra ayrıntılarının saptanmasında ilgili idari birimleri yetkili kılmasında hukuka aykırı bir durumun olmadığının kabulü gerekmektedir.

Esasen idareye verilen bu yetki, tamamen kanun koyucunun takdir ve tasarrufu ile verilmiş olup, suçun tanımını doğrudan belirleyen bir yetki de değildir.

Bu itibarla suç tanımının kanunla yapılmasından sonra suç konusu olan askeri yasak bölgeler ile güvenlik bölgelerinin kurulması sınırlarının genişletilmesi ve kaldırılmasının esas ve yöntemlerinin kanunla belirlenmesi, yasak bölge sınırlarının bilinebilir ve öngörülebilir biçimde oluşturulması ile “belirliliğin” sağlanması karşısında, işin mahiyet ve aciliyeti ile şartlara göre değişkenlik göstermesi gibi olgular da dikkate alındığında TCK'nın 332. maddesi ile 2565 sayılı Kanunun 24,

25 ve 26. maddelerinde düzenlenen suçların konusu olan askeri yasak bölgelerin ve güvenlik bölgelerinin yetkili idare tarafından belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış uygulamaları da bu yöndedir.

(Mahkeme 12.05.2004 tarih ve 25465 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.02.2004 tarih, 2001/143 Esas ve 2004/11 Karar sayılı kararında, aynı gerekçelerle 4533 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince suç konusunun Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenmesinde Anayasaya aykırılık bulmamıştır.)

Yukarıda izah edilen hususlar kapsamında yapılan incelemede;

Türk vatandaşı olan sanıkların gizlice girip tarihi eser bulmak için kaçak kazı yaptıkları Iğdır ili Tuzluca ilçesi Karakale Harabeler Kurudere mevkiinin keşif ve dosya kapsamından bölge sınırlamasının işaretlendiğine ilişkin herhangi bir işaret ve levhanın bulunmadığının anlaşılması, yine dosyadaki bilgi ve belgelerden gerek söz konusu yerin 2. dereceden askeri yasak bölge olması, gerek sanıkların yasaklanan yerlerle ilgili güvenlik ve gizliliği ihlal etme kastı ile hareket ettiklerine ilişkin mahkumiyete yeterli delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi karşısında itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,

2-Sanıklar ... ile ... hakkında Yargıtay Yüksek 16. Ceza Dairesince temyiz üzerine verilen 11.11.2015 tarihli ve 2015/337 Esas, 2015/3883 sayılı ONAMA kararının KALDIRILMASINA,

3- Sanıklar ... ile ...'ın temyizine ilişkin incelemede;

Türk vatandaşı olan sanıkların gizlice girip tarihi eser bulmak için kaçak kazı yaptıkları Iğdır ili Tuzluca ilçesi Karakale Harabeler Kurudere mevkiinin keşif ve dosya kapsamından bölge sınırlamasının işaretlendiğine ilişkin herhangi bir işaret ve levhanın bulunmadığının anlaşılması, yine dosyadaki bilgi ve belgelerden gerek söz konusu yerin 2. dereceden askeri yasak bölge olması, gerek sanıkların yasaklanan yerlerle ilgili güvenlik ve gizliliği ihlal etme kastı ile hareket ettiklerine ilişkin mahkumiyete yeterli delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, 01.06.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2017/1405, K. 2017/4251, 1 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Ceza Dairesi
Esas No
2017/1405
Karar No
2017/4251
Tarih
1 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2017/1406 K.2017/6704
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/1406 K.2017/3514
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2017/1407 K.2017/6385
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2017/1407 K.2017/12610
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2017/1408 K.2017/4307
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/1408 K.2017/3949

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.