KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2019/4701 E., 2019/7448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2019
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- İlk Derece Mahkemesi
- Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarih ve 2017/387 - 2018/481 sayılı kararı
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- TCK'nın 314/2, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun TCK'nın 62. maddesinin uygulanması suretiyle değiştirilerek esastan reddi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2, 53, 58/9 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ilk derece mahkemesince verilen hükmün TCK'nın 62. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle hukuka aykırı olduğunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı kanun maddesinin 2. fıkrası gereğince ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken,
kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen cezadan TCK'nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmak suretiyle cezasının 9 yıl 9 aydan, 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına indirilmesi hukuka aykırı ise de, anılan uygulamanın sanık lehine olması ve aleyhe temyizde bulunmaması hususları gözetilerek CMK'nın 290/1 maddesindeki emredici düzenleme kapsamında değerlendirilen iş bu hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2019/4701, K. 2019/7448, 3 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama