KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2019/9774 E., 2020/6708 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2020
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- İlk Derece Mahkemesi
- Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2018 tarih ve 2017/121 - 2018/7 sayılı kararı
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- 3713 sayılı Kanunun 7/1 maddesi yollaması ile TCK’nın 314/2, 53, 58/9 maddesi delaletiyle 58/6-7, 62, 63, 5275 sayılı Kanunun 108/4, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararının 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 5 ve 22. maddeleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalandığı belirtildiği halde, 174436 sicil numaralı üye hakim tarafından elektronik olarak imzalanmadığı anlaşılmakla, eksikliğin mahallinde giderilmesi mümkün görülmüştür.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "30.08.2016" yerine “15.07.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş, örgütteki konumu ve faaliyetleri nazara alındığında, sanık hakkında alt sınırdan makul bir oranda uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca TCK'nın 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6,7 maddeleri gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi ile cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4. maddesinin uygulama maddesi olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmı tümüyle çıkartılarak yerlerine "Örgüt mensubu olan sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2019/9774, K. 2020/6708, 23 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama