KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2020/1599 E., 2020/5695 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2020
- İlk Derece Mahkemesi
- Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2017 tarih ve 2017/188 - 2017/243 sayılı kararı
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2017 tarih ve 2017/188 Esas, 2017/243 sayılı kararının CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılarak; 3713 sayılı Kanunun 3/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından ve süresinden sonra talep edildiğinden; sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın şirket müdürü olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmamasına rağmen, mahkemece “Bilgi Özel A.Ş 'nin şirket müdürü olarak şirketi temsile yetkili olduğu”nun kabul edilmesi, dosyada mevcut diğer deliller atılı suçun sübutu için yeterli olduğundan sonuca etkili görülmemiş; sanığın bozma sonrası yargılama aşamasında duruşmaya SEGBİS ile katılmak istemediğine yönelik bir talebi olmadığı görülmekle bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararının TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; gerekçeli karar başlığında gözaltı tarihlerinin yanlış yazıldığı anlaşılmış ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Bozma üzerine yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/1599, K. 2020/5695, 12 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama