KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2020/2517 E., 2020/5292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2020
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi, 5237 sayılı TCK’nın 53, 58/9, 63. maddesi uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararının düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından; sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE, Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Sanığın terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2, 53, 58/9 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün alt sınırdan makul oranda uzaklaşarak belirlenmesi ve 62. maddenin uygulanması gerektiği gerekçesiyle hukuka aykırı olduğunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı kanun maddesinin 2. fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken,
kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde İlk Derece Mahkemesince belirlenen netice cezayı 12 yıldan, 8 yıl 9 ay hapis cezasına indirilmesi hukuka aykırı ise de anılan uygulamanın sanık lehine olması ve aleyhe temyizde bulunmaması hususları gözetilerek CMK'nın 290/1. maddesindeki emredici düzenleme kapsamında değerlendirilen iş bu hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/2517, K. 2020/5292, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama