KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2020/618 E., 2020/4211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2020
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- İlk Derece Mahkemesi
- Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2017 tarih ve 2017/95 - 2017/405 sayılı kararı
- Suç
- Devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma
- Hüküm
- Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2017 tarih ve 2017/95 - 2017/405 sayılı kararının kaldırılarak TCK'nın 302/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63/1 maddeleri uyarınca mahkumiyeti
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bölge adliye mahkemesinin gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “16.01.2016” yerine “14.01.2017” olarak, suç adının ise “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” yerine “silahlı terör örgütüne üye olma” olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiş,
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği,
sanığın sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü ve yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/618, K. 2020/4211, 21 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama