KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2006/5853 E., 2006/7385 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
350 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 150 ada 111, 115, 117, 118 ve 158 ada 26, 28, 169 ada 50, 56, 64, 69 ve 95 parsel sayılı ve muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı, ... adına tesbit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içerisinde taşınmazların ortak muris ... 'dan intikal edip, taksim edilmediğinden tüm mirasçılar adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişme konusu 150 ada 111, 115, 117, 118 ve 158 ada 26, 28, 169 ada 50, 56, 64, 69 ve 95 parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süreye rağmen davacı tarafın keşif avansını yatırmadığından bahisle davanın reddine, parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesindeki “davacı hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır” hükmünün ara kararını yerine getirmekle görevli taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi,
bundan sonra keşif ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi, taraf tanıkları, uzman ve teknik bilirkişiyle ... için yapılacak masraflarla bilirkişi ve tanıklara çıkarılacak davetiye giderleri tek tek ve kalemler halinde belirtilmek suretiyle yatırılacak keşif ücreti kesin olarak belirlenip ilgiliye belirlenen bu miktarı yatırması için uygun bir süre tanınmalıdır.
İlgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında çıkarılacak tebligatların muhatabına ulaşması ve gerekli hazırlıkların yapılabilmesi için de yine uygun bir sürenin bırakılması gerekir.
Mahkemece yerel bilirkişi, uzman bilirkişi, teknik bilirkişi ve taraf tanıklarına davetiye çıkarılabilmesi için süre bırakılmaması doğru bulunmadığı gibi yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının C.Savcılığı aracılığıyla arazi başında hazır edilmeleri yönünde karar alınması da usule uygun bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 19.6.2006 tarihli ara kararı belirtilen özellikleri taşımadığı açıktır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2006/5853, K. 2006/7385, 20 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama