KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/1777 E., 2007/1476 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2007
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 134 ada 339 ve 340 parsel sayılı ve 38741.69 ve 58553.22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ... ve müşterekleri adına, 134 ada 396 parsel sayılı ve 5977.94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise ... ve müşterekleri adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir.134 ada 304 parsel sayılı 603.104.64 metrekare yüzölçümümdeki taşınmazın tutanağı, tespiti sırasında uyuşmazlık çıktığından Kadastro Komisyonunca davalı olarak Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı Köy Muhtarı, taşınmazların mera olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına ve çekişmeli 134 ada 304, 339, 340 ve 396 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Köy Tüzel Kişiliğini temsilen Köy Muhtarı dava dilekçesinde, taşınmazların mera olduğu iddiasıyla şahit beyanı, keşif, bilirkişi beyanı ve her türlü delile dayandığını belirtmiştir. Mahkemece ilk oturumda, duruşmaya gelen davacının “davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir” şeklinde beyanı alınmış, delilleri sorulmamış, delillerini bildirmesi için süre de verilmemiştir.
Davacının davaya ilişkin delillerini içeren dilekçesine duruşmadan sonra geldi şerhi düşülerek dosyasına havalesi yapılmıştır. 3402 sayılı Yasa’nın 28. maddesi hükümlerine aykırı olarak ilk celse duruşmaya gelen davacıdan delilleri sorulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca, dava konusu parsellerden 134 ada 304 parselin tutanağının Kadastro Komisyonunca Kadastro Mahkemesine 3402 sayılı Yasa’nın 10.maddesi gereğince tespiti sırasında uyuşmazlık çıkması nedeniyle devredildiği, bu itibarla, mahkemece re’sen inceleme ve araştırma yapılarak nitelik ve mülkiyetin tespiti gerekeceği de gözardı edilmiştir.
Bu nedenle öncelikle, mahkemece davacıdan tanıklarını ve sair delillerini bildirmesi istenmeli, uyuşmazlığın mera iddiasına dayalı olduğu gözetilerek yöntemine uygun şekilde taşınmazların bulunduğu yerde tahsisli mera olup olmadığı araştırılmalı, davada menfaati olmayan çevre köylerden olabildiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı olmayan yerel bilirkişiler tespit edilmeli, davalı parselleri dıştan çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanakları celp edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında tarafların dayandıkları kayıtlar mevcut ise yöntemine uygun şekilde uygulanarak taşınmazlara ait
./.. Sh:2
2007/1777-1476
olup olmadıkları belirlenmeli, taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman ziraat bilirkişisinden taşınmazların niteliği hususunda kapsamlı rapor alınmalı, teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı gösterir harita ve rapor düzenlettirilmeli, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına yazılmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli, tüm deliller toplanıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
...
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2007/1777, K. 2007/1476, 30 Nisan 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama