KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/4853 E., 2007/4505 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2007
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle: "Yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazların 1334 yılında ölen ...’dan mı yoksa ... oğlu 1963 yılında ölen ...’dan mı kaldığı, ...’dan kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği ve taksim sonucu taşınmazların davalının iddia ettiği gibi halalarına isabet edip etmediği, davalı ...’ın halaları ..., ..., ..., ... ve ...’nin paylarını satın alıp almadığı, taşınmazların ... ...’dan kalan yerler olması halinde ... ... terekesinin keza taksim edilip edilmediği,
taksimde kime isabet ettiği, taşınmazları kimin hangi tarihten beri zilyet ettiği, ... ...’ın uzun süreli zilyet olması ve bu durumda diğer mirasçıların sessiz kalıp çekişme yaratmamaları halinde bunun yörede neyin sonucu olduğunun bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, beyanlar arasında aykırılık doğduğunda giderilmeye çalışılması, hayatta bulunmaları halinde satış senedinde adları geçen tanıkların bilgisine başvurulması gerekirken bu yönlerin gözetilmemiş olmasının doğru olmadığı gibi kabule göre de; dava konusu edilen 139 ada 17 parsel hakkında sicil oluşturulmaması,
olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş bulunmasının da doğru bulunmadığına" değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile; çekişme konusu 102 ada 2, 143 ada 2, 187 ada 11, 117 ada 1, 185 ada 5, 139 ada 17 sayılı parsellerin ... oğlu ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hüküm; davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kök muris 1918 yılında ölen ...’dan kalıp kalmadığının kesin olarak bilinemediği, uzun süre oğlu ... ...’ın kullandığı, yörede uzun süre kullanmanın taksim edilmiş anlamına geldiği ve bu nedenle 1963 yılında ölen ...’dan gelme yerler olduğu, terekesinin taksim edilmediği kabul edilmek suretiyle ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.
Davacı ... taşınmazların ...’dan kaldığı, murisi eşi ...’ın hissesi bulunduğu iddiasına dayanarak açtığı davada davalı tespit maliki ... taşınmazların 1918 yılında ölen kök murisi ...’dan babası ... ... ile, halaları ..., ..., ... ve ...’ya kaldığı, halalarının hisselerini satın aldığını bu nedenle taşınmazların 4/5 hissesinin adına, 1/5 hissesinin ... ... mirasçıları adına tescili gerektiğini savunmuş ve 10.11.1963, 5.5.1963 tarihli adi satış senetleri ibraz etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde taşınmazların kök muris ...’dan mı yoksa oğlu ... ...’dan mı kaldığı, taşınmazları uzun süre kullanan ... ...’a ne şekilde intikal ettiği, davalının dayanağı satış senetlerinin bu taşınmazlara ait olup olmadığı tam olarak araştırılıp ortaya konulmamıştır.
Doğru sonuca varılabilmesi için yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri ve sağ olan senet tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılarak, taşınmazların 1334 yılında ölen ...’dan mı yoksa ... oğlu 1963 yılında ölen ...’dan mı kaldığı hususunda ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğunda yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, davalının dayandığı senette imzası bulunan ve sağ olan şahıslar tanık sıfatı ile dinlenerek kapsamları belirlenmeli ve bu senetlere göre halaları olan ... kızları ... ..., ... , ... ve ... ...’ün miras hisselerini davalıya satıp satmadıkları araştırılmalı,
davalının 21.6.2007 tarihli keşifte alınan imzalı beyanının sadece ... ... mirasçıları arasında taksim yapılmadığına ilişkin kesin delil teşkil edip, taşınmazların ...’dan kalıp kalmadığına ilişkin delil teşkil etmeyeceği gözönünde bulundurulmalı, ... ...’ın zilyetliğinin başkaca dayanağı kanıtlanamadığı takdirde kök muris ...’dan intikal ettiğinin kabulü gerekeceği ve davalının dayanağı satış senetleri bu yere ilişkin ise satış yapan ... mirasçılarının paylarının davalıya verilmesi gerektiği,
yapılan araştırma sonucu taşınmazların ... ...’a ait olduğunun anlaşılması halinde ise ... ... mirasçılarının adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir. Mahkemece yukarıda belirtildiği gibi inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabule göre de; kadastro hakimi doğru, gerçeğe uygun, infaz sırasında tereddüt uyandırmayacak şekilde açık sicil oluşturmakla yükümlüdür.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2007/4853, K. 2007/4505, 19 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama