KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/1323 E., 2008/663 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2008
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 102 parsel sayılı 7224,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde iskanen verilen tapu kayıtları dışındaki tüm bölgenin emlaki metruke olduğundan çekişmeli taşınmazın kayıt miktar fazlasının Hazine adına tespiti gerektiği iddialarına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin 15.2.2007 tarihli bilirkişiler ek raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının ifrazı ile davacı Hazine adına tesciline ve kısım üzerindeki 34 adet zeytin ağacının davalı tarafça dikildiğinin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine; aynı raporda (A) harfi ile gösterilen kısmın davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir
Mahkemece; davalının dayanağını oluşturan tapu kaydının sabit sınırlı olmadığı, tapu kaydı miktar fazlasının öncesinde orman olduğu, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten tespit gününe kadar zilyetlikle mülk edinme için zorunlu sürenin geçmediği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise da yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; çekişmeli taşınmaza tespitte uygulanan ve davalının da dayanağını oluşturan gayrisabit sınırlı tapu kaydının kayıt miktar fazlası olan ve uzman fen bilirkişi ek raporunda (B) harfi ile gösterilen kısım üzerinde davalı yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede orman tahdidi yapılmış ve 15.9.1990 tarihinde kesinleşmiştir.
Davalının dayanağını oluşturan tapu kaydı 1934 yılında iskan suretiyle oluşmuş ve batı sınırında “çalılık” okumaktadır. “Çalılık” sınırı, gayrisabit sınır olmakla birlikte; kural olarak orman tanımı içinde kabul edilemez ve koşulları var ise 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi hükmüne göre tapu kaydı miktar fazlasının imar-ihya ile iktisabı mümkündür.
Mahallinde yapılan keşfe katılan davalı tanığı ve mahalli bilirkişiler, çekişmeli taşınmazın önce kuru tarım arazisi olarak, 1983-1984 yıllarından sonra da zeytinlik olarak kullanıldığını bildirmişlerdir.
Uzman orman, ziraat ve fen bilirkişileri de dosyaya sundukları 2.10.2006 tarihli ortak raporlarında eylemli durumu tarım arazisi niteliğinde olan taşınmazın orman amenajman haritasında, en eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğraflarında tarım arazisi olduğunu bildirmişlerdir.
Ancak, mahallinde yapılan keşifte dinlenen davalı tanığı ve mahalli bilirkişilere kayıt miktar fazlası bölüm üzerindeki imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı ve davalı tarafça sürdürülen zilyetliğin edinmeye yeter süreye ulaşıp ulaşmadığı açıkça sorulmadığı gibi uzman bilirkişi kurulundan kayıt miktar fazlası bölümle ilgili öncesi ve imar-ihya yönlerinden ayrıntılı rapor alınmamıştır.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte keşfe katılacak mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarından uzman fen bilirkişi ek raporunda kayıt miktar fazlası olarak belirlenen ve çekişmeli taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün, hangi tarihten beri zilyet edildiği, öncesinin ne olduğu, imar-ihya edilip edilmediği, hangi tarihte tamamlandığı, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü gibi hususlar ayrı ayrı sorulup saptanmalı; keşfe katılacak uzman bilirkişilerden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2008/1323, K. 2008/663, 14 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama