KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/5459 E., 2009/5062 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2009
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında, kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptali ve üye olunmadığının tespiti ile buna bağlı diğer istemlere ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin önceki yönetimi tarafından usul ve yasaya aykırı olarak alınan yönetim kurulu kararları ile davalının kooperatife üye yapıldığını ileri sürerek, davalının üyeliğine ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini, üye olmadığının tespitini, taşınmaza el atmanın önlenmesini, kooperatife teslimini ve haksız kullanım nedeniyle belirlenen ecri misil miktarının temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın yersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacının üyeliğine ilişkin yönetim kurulu kararının iptalinin mahkemeden istenemeyeceği ve ilgili yönetim kurulu kararı genel kurulca iptal edildiğinden ortada iptal edilecek bir karar bulunmadığı gerekçesiyle yönetim kurulu kararının iptali isteminin reddine, üye olunmadığının tespiti istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, üyeliğe ilişkin yönetim kurulu kararının genel kurulca iptal edilmesi nedeniyle el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne ve ancak kullanım yönetim kurulu kararına dayandığı için ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delilerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine; ancak dava kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ve davalının üye olmadığının tespiti ile buna dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkin olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.11.1989 gün 1989/11/425-591 sayılı kararında da belirtildiği gibi, kural olarak kooperatiflerde yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılamaz.
Yalnızca yönetim kurulu kararlarının icra edilmesi sonucunda doğrudan doğruya kişisel olarak zarar gören üyeler böyle bir dava açabilirler. Bunun yanında, esasen mahkeme kararının gerekçesinde de belirtildiği gibi, davaya konu yönetim kurulu kararının iptali ve üye olunmadığının tespiti istemleri hakkında, kooperatif yönetimi tarafından dava açılmak suretiyle mahkemeden bu şekilde bir istemde bulunulamaz.
Zira kooperatif yönetimince değiştirilmesi istenilen bir yönetim kurulu ya da genel kurul kararının, kooperatif yönetim kurulu ya da genel kurulu tarafından alınacak yeni bir karar ile değiştirilmesi mümkün olduğundan, kooperatif yönetimince kendi kararlarının iptali için mahkemede davacı sıfatıyla dava açmalarında hukuki yarar yoktur. Esasen mahkemede yönetim kurulu ve genel kurul kararının iptali davasını açma ..., bu karardan zarar gören kooperatif üyelerine aittir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; karar iptali ve üye olunmadığının tespiti istemleri bakımından, mahkemenin gerekçeli kararında; bu hususun genel kurulun yetkisinde olduğu, mahkemeden istenemeyeceği belirtilmekle birlikte, yönetim kurulu kararının genel kurulca iptal edildiği, bu nedenle ortada iptal edilecek bir karar bulunmadığı gerekçeleriyle iptal ve üye olunmadığının tespiti istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiş olmasına rağmen, kısa kararda, bu karardan ve kararın gerekçesinden farklı olarak,
çelişki oluşturacak şekilde, iptal istemi bakımından yalnızca daha önce ilgili kararın genel kurulca iptal edildiği, ortada iptal edilecek bir karar bulunmadığı belirtilmiş, üye olunmadığının tespiti bakımından ise gerekçede belirtilenin aksine hüküm fıkrasında davanın reddine değil karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. El atmanın önlenmesi istemi bakımından ise, yukarıda açıklandığı üzere üyelik sona erdiği gerekçesiyle bu istem kabul edilmiştir.
Bu şekilde verilen kararlarla, hem kısa ve gerekçeli karar arasında, hem de karar ile gerekçesi arasında çelişki oluşturulmuştur. Ayrıca bu karar ile, davalıların artık kooperatif üyesi olmadığı, dolayısıyla dava konusu olmadığı halde genel kurul kararının doğru bir karar olduğu kabul edilmiştir.
Oysa davalılar hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile ana sözleşme hükümlerinde belirtilen nedenlere göre yasada belirtilen prosedüre uygun alınmış ve kesinleşmiş bir ihraç kararı bulunmadıkça, kooperatif üyeliğine dayalı tahsis edilen taşınmaz hakkında el atmanın önlenmesine karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, kooperatif genel kurulunun aldığı 04.07.2004 tarihli kararı da doğrudan kooperatif üyeliğini sona erdirecek nitelikte bir karar değildir.
Davalılar kooperatif üyeliğine kabul edilmiştir. Davalılara tahsis edilen taşınmazın projeye aykırı olması kooperatifin iç sorunudur. Davalıların üyeliği, yalnızca onlara tahsis edilen taşınmazın varlığına bağlı olmayıp üyelik ilişkisi tahsis edilecek taşınmazdan soyut bir sözleşme ilişkisidir.
Bir kimse kooperatif üyesi olarak kabul edildikten sonra, bu ilişkinin sona ermesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. ve 27. maddeleri ile ana sözleşmede öngörülen koşullara göre mümkündür. Bu nedenle, var olan üyelik ilişkisi usulüne uygun olarak sona erdirilmeden el atmanın önlenmesine karar verilmesi isabetsizdir. Bu itibarla, davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2008/5459, K. 2009/5062, 7 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama