İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2008/9294 K.2008/8392

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Esas2008/9294Karar2008/8392Tarih25 Aralık 2008Okuma5 dk · 939 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/9294 E., 2008/8392 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Aralık 2008
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

939 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında 130 ada 282 parsel sayılı 5.544.261,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hali arazi niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmaz içinde sınırlarını bildirdiği dört parça yerin ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen belgesizden edinme sınırının aşılması nedeniyle reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, mahallinde keşif ve uygulama yapılmadan, davacı ve müştereklerinin murisi ... adına belgesizden edinme sınırı olan 100 dönümden fazla tespit yapıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır.

Dosya içinde bulunan davacı ve müşterekleri adına tespit edilmiş dava dışı taşınmazlara ait onaylı tutanak örneklerinin incelenmesinden, 1971 yılında öldüğü anlaşılan ...’nün mirasçıları olan davacı ve müşterekleri adına verasette iştiraken, toplam 106787,69 metrekare miktarında taşınmaz tespit edildiği anlaşılmaktadır.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasında kayıt ve belgesiz olarak aynı çalışma alanı içinde sulu toprakta 40 dönüm, kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz kazanılabileceği düzenlendikten sonra, bu miktarlardan fazla kısımların zilyetleri adına tespit ve tescil edilebilmesi için, 1. fıkra uyarınca delillendirilen zilyetliğin yanında, 31.12.1981 tarihine veya daha önceki tarihlere ait vergi kayıtları veya diğer bentlerde sayılan belgelerin bulunmasını aramaktadır.

Davacı, murisi ... mirasçıları adına tescil istemiyle dava açtığı gibi, dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden ... terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olması nedeniyle, kayıt ve belgesiz olarak davacı ile müştereklerinin aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta toplam 100 dönüm taşınmaz edinmeleri mümkündür.

Ancak, davacı ve müşterekleri olan ... mirasçıları adına kayıt ve belgesiz olarak tespit edildiği kabul edilen taşınmazlar içinde bulunan 117 ada 111, 121 ada 249 ve 335 parsel sayılı taşınmazların tespitleri sırasında 1977 yılına ait üç ayrı emlak kaydının uygulandığı, dosya içinde mevcut onaylı tutanak örneklerinden anlaşılmaktadır.

Burada tartışılması gereken husus Emlak kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14/son maddesi hükmünde sayılan belgeler içinde yer alıp almadığı, emlak kaydına göre davacı taraf adına tespit ve tescil edilmiş taşınmazların belgesiz limiti içinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.

Her ne kadar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.07.2002 tarih 2002/7-578 esas, 605 karar sayılı ilamına konu olayda zilyed lehine değerlendirme yapılarak emlak kayıtlarının 3402 sayılı yasanın 14. maddesi uygulamasında zilyetlik belgelerinden olmadığı, bu nedenle kayıt miktar fazlası yönünden zilyedliğin kaydın tesisinden öncede başlamış olduğu sonucuna varılmış ise de bu yoruma katılma olanağı yoktur.

Yasada kayıt olarak düzenlenen belgenin bu niteliğe sahip olması ile kaydın uygulanabilir olup olmaması farklı hususlardır. Kaydın uygulanmasında güçlük olması o belgenin kayıt niteliği taşıması keyfiyetini ortadan kaldırmaz. Emlak kaydının zilyedin lehine veya aleyhine olması da niteliğini belirlemez. İnceleme konusu dosyada da belge sayılmaması davacı tarafın belgesiz edinme limitini doldurmakta ve zilyedin aleyhine sonuç doğurmaktadır.

O halde hukuki gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için konuyu düzenleyen 2091, 213 ve 1319 sayılı Kanunlarda vergi kayıtlarının zilyetliği veya mülkiyeti kanıtlayan belgelerden olduğunu gösteren bir hüküm bulunmamaktadır.

Ancak, tasfiye kanunları olarak nitelendirilen 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 33. maddesi ile 1950 yılı ve öncesine ait, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/son maddesi (A) bendi ile de 31.12.1981 tarihi ve öncesine ait vergi kayıtlarının zilyetlik belgeleri olarak kabul edildiği görülmektedir. Cumhuriyet Döneminde ilk kez 2091 sayılı Vergi Tahriri Kanunu ile 1936, 1937 ve 1938 yıllarında genel arazi yazımı yapılmıştır.

01.03.1971 tarihinde yürürlüğe giren 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 20. maddesi ile beyan esası getirilmiş; aynı kanunun 24/B maddesi ile arazilere ait emlak beyannamelerinde arazilerin mevkisi, cinsi, miktarı, yıllık geliri ve rayiç değerinin yer alacağı düzenlenmiş; bu kayıtlarda vergi kayıtlarından farklı olarak taşınmazın sınırlarının bulunmasına yer verilmemiştir.

Sınırları bulunmayan emlak kayıtlarının uygulanmasında sorunlar yaşanabileceği düşünülebilir ise de, emlak beyanlarının tespit tutanağının özel sütununa işlenmesi ve kadastro müdürlüklerince revizyon kayıtlarının yöntemince tutulması suretiyle bu sorunlar aşılabileceği gibi, kişinin o mevkide tek taşınmazı var ise uygulamada tereddütde doğmayacaktır.Kaldı ki somut olayda olduğu gibi emlak kaydı revizyon görmüş, tespit kesinleşmiş ve kaydın başka yere aidiyeti iddia ve ispat edilmemiş ise, belgesiz limitinin hesaplanması yönünden artık başkaca araştırmaya gerek de bulunmamaktadır.

Ayrıca, 31.12.1981 tarihi ile 1319 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarih arasında başka bir vergi yazımı da yapılmadığına göre, 31.12.1981 tarihine ve öncesine ait vergi kayıtları ile kastedilen kayıtların emlak kayıtları olduğunu kabul etmek gerekir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinin uygulamasını aydınlatmak üzere aynı Kanun’un 47. maddesi (D) bendi uyarınca çıkarılan Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 3. maddesindeki düzenlemeye göre de emlak kayıtları, 14. maddenin son fıkrasında sayılan zilyetlik belgelerindendir.

Kadastro Kanunu ve yönetmeliğindeki açıklık karşısında emlak kayıtlarının belge sayılması ve revizyon gördükleri parsellerin de ilke olarak belgeli kabul edilmesi ve belgesiz limitine dahil edilmemesi zorunluluktur. Sonuç olarak.

1977 yılına ait emlak kayıtları uygulanmak suretiyle davacı ve müşterekleri adına tespitleri yapılan 117 ada 111 parsel sayılı, 121 ada 249 ve 335 parsel sayılı taşınmazların tespitlerini belgesizden yapılmış tespitler olarak kabul etmek olanaklı değildir.

Mahkemece kuru toprakta kayıt ve belgesizden edinme sınırının saptanmasında, yukarda belirtilen taşınmazların toplam miktarı olan 42492.42 metrekare belgeli kabul edilmek suretiyle toplam belgesiz tespit miktarından düşülmek suretiyle hesaplama yapılmalıdır. Hal böyle olunca; mahkemece davacının ve davalı Hazinenin bildirecekleri tüm deliller dosya içine getirtildikten sonra mahallinde keşif yapılmalı,

SONUÇ / HÜKÜM

davacının dava açtığı çekişmeli taşınmaz içinde kalan dört bölüm yerin zilyetlikten edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, kuru veya sulu arazi olup olmadığı ile davacı ve müşterekleri adına zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince araştırılmalı, belgesizden edinme sınırında eksik kalan miktar dikkate alınarak gerektiğinde davacı tarafa tercih hakkı tanınmalı ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2008/9294, K. 2008/8392, 25 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/9294
Karar No
2008/8392
Tarih
25 Aralık 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/9295 K.2008/12959
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2008/9301 K.2008/8107
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2008/9302 K.2008/8462
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2008/9302 K.2008/15834
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2008/9303 K.2008/8087
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2008/9304 K.2008/8088

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.