KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/281 E., 2010/2729 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2010
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 134 ada 25 parsel sayılı 20.411,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle Maliye Hazinesi adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın çayır niteliğiyle davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmazı sabit sınırlarla kapsadığı, davacının ikinci keşifte gösterdiği yerin ilk keşifte gösterdiği yerden fazla olmasının talebin genişletilmesi yasağı kapsamına girmeyeceği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun olmadığı gibi mevcut inceleme ve araştırma da hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Davacının tutunduğu 27.04.1977 tarih 25 sıra numaralı tapu kaydı, ihtiva ettiği isimsiz “ark” ve “tarik” sınırları ile “boz” sınırı karşısında gayrısabit hudutlu bir tapu kaydı olup kapsamı yüzölçümüyle sınırlıdır.
Söz konusu tapu kaydı dava dışı 134 ada 11, 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlara revizyon görmüş olup bu parsellerle dava konusu taşınmaz arasında kalan 134 ada 13 parsel sayılı taşınmaz da belgesiz zilyetlik nedeniyle tapu kayıt maliklerinden ... .... adına tespit edilmiştir. 134 ada 11, 12, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların toplam yüzölçümü dikkate alındığında davacının tutunduğu tapu kaydının nizalı taşınmazı kısmen ya da tamamen kapsadığından sözedilemez.
Çekişmeli taşınmazın davacı tapusu kapsamında olmadığının anlaşılması karşısında davacı adına tescile karar verilebilmesi için davacı tarafın zilyetlikle iktisap koşullarının lehine oluştuğunu kanıtlaması gerekmektedir. Dosyada mevcut inceleme ve araştırma bu konuda kanaat edinmeye yeterli olmadığı gibi, ilk yapılan keşifte alınan beyanlar ile ikinci keşifte alınan beyan ve raporlar arasında da çelişki bulunmaktadır.
Gerekçeli kararda çekişmeli taşınmaz ile mera parseli arasında ark bulunduğundan sözedilmiş ise de; dosyada mevcut fen bilirkişi haritalarında ark, 26 parsel numaralı mera ile çekişmeli taşınmaz arasındaki müşterek sınırda değil, çekişmeli taşınmaz ile doğusundaki parseller arasında gösterilmiştir.
Yine, ilk yapılan keşifte davacının, çekişmeli taşınmazın bir bölümüne zilyet olduğundan sözedilmiş olduğu halde ikinci keşifte çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında beyanlarda bulunulmuştur. Davacı, yargılamanın her aşamasında talebinden kısmen ya da tamamen vazgeçebilir, aleyhine bağlayıcı beyanlarda bulunabilir. Davacının bu anlama gelebilecek beyanları mevcut ise yöntemince belgelendirilmiş olması halinde artık davacının beyanı kendisini bağlar.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşabilmek için, mahallinde yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan komşu köyler halkından seçilecek yaşlı ve ehil üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, uzman fen bilirkişisi, fotoğrafçı bilirkişi ve üç kişilik uzman ziraatçi bilirkişi kurulu eliyle mahallinde yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişilerden çekişmeli taşınmazın öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı,
taşınmazın geçmişteki hali ve hali hazır durumu, çekişmeli taşınmaz ile mera parseli arasında kadim ve ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit bilirkişileri ile taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde iktisabı sağlar nitelikte zilyetlik bulunup bulunmadığı, zilyet ediliyor ise zilyetliğin ilk defa hangi tarihte ve kim eliyle başladığı,
kimden kime ne surette intikal ettiği, taşınmazın ne şekilde ve hangi süredir kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, uzman ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın geçmişteki hali ve hali hazır durumu, toprak niteliği, eğimi, taşlılık oranı, bitki örtüsü, üzerinde çok yıllık ve meraya özgü bitkiler bulunup bulunmadığı, güneyindeki mera parseli ile toprak yapısı, eğimi ve bitki örtüsü itibariyle benzerlik olup olmadığı,
arada kadim ve ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişinin çekişmeli taşınmazın komşu parsellerle olan sınırlarını, bitki örtüsünü, mera parseli ile müşterek olan sınırlarını farklı yön ve açılardan gösterecek yeterli sayı ve netlikte fotoğraflar çekmesi sağlanmalı, çekilen fotoğraflar hangi bölümlere ait oldukları uygun şekilde gösterilmek suretiyle dosya arasına konulmalı, fen bilirkişisinden,
keşfi izlemeye olanak veren yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilecek sınırları gösterecek şekilde düzenlenecek ayrıntılı rapor ve kroki ile çekişmeli taşınmazın mera parseli ile arasındaki sınırı ve mera parseline göre eğimini gösterir şekilde yan kesit haritası alınmalı, davacının ilk keşifteki beyanları ve ilk keşif sonunda düzenlenen raporlara karşı beyanlarının kendisini bağlar nitelikte olup olmadığı tartışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/281, K. 2010/2729, 6 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama