KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/4819 E., 2009/4756 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2009
Karar Metni
1.107 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 15, 16, 28, 29, 33 ve 115 ada 78 parsel sayılı 1975.31, 4559.38, 44129.75, 7144.55, 22092.19 ve 3995.03 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 103 ada 15, 29; 115 ada 78 sayılı parseller devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla, 103 ada 16, 28 ve 33 sayılı parseller 4753 sayılı Yasa ile oluşan Hazine tapuları uygulanarak tarla vasfını yitirmesi nedeniyle ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., yasal süresi içinde taşınmazların murisinden kendisi ve kardeşi ... ’e intikal ettiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişme konusu 103 ada 15, 16, 28, 29, 33 ve 115 ada 78 sayılı parsellerin ... ve ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece çekişmeli 103 ada 15,29 ve 115 ada 78 sayılı parseller üzerinde davacı yararına 3402 sayılı Yasa'nın 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli 103 ada 15 parselin sınırında 103 ada 69 sayılı, 115 ada 78 sayılı parselin dört tarafında 115 ada 105 sayılı ve 103 ada 15 sayılı parselin yakınında ise, yine bu dosyada davalı olan 115 ada 28 sayılı parselden sonra gelen 103 ada 69 sayılı kesinleşmiş mera parselleri bulunduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış; taşınmazların bulunduğu köyde 4753 sayılı Yasa ile yapılan çalışma sonucunda mera haritası düzenlendiği, sonradan kadastro çalışmaları sırasında 10.3.2007 tarihinde Kadastro komisyonunca mera çalışması yaptığı anlaşıldığı halde mera haritaları uygulanarak taşınmazları kapsayıp kapsamadığı,
taşınmazlar ile komşu mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı sabit sınır olup olmadığı araştırılmamış olduğu gibi; taşınmazların niteliği hususunda tek bir ziraatçi bilirkişinin hükme yeterli olmayan raporu ile yetinilmesinde de isabet bulunmamaktadır.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazların bulunduğu yerde Toprak komisyonu tarafından yapılan mera çalışması ile ilgili düzenlenen harita ve tutanaklar ile taşınmazları dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanaklarının onaylı suretleri ile dayanağı olan kayıt ve belgeler getirtilip dosya tamamlandıktan sonra, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır.
Keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı,
taşınmazların sınırında bulunan ve kesinleşmiş olan mera parselleri ile aralarında ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri çevre parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanların tespit tutanağına aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, ziraat bilirkişisi kurulundan önceki ziraat bilirkişi raporu da değerlendirilerek taşınmazların niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, meranın devamı niteliğinde olup olmadığı,
mera bütünlüğünü bozup bozmadığı ve komşu taşınmazlara göre arz ettiği özellikler konusunda karşılaştırmalı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisinden toprak tevzi komisyonunca düzenlenen mera haritasının uygulanmasını ve kapsamını gösteren, ayrıntılı ve krokili rapor alınmalı, taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera olduklarının anlaşılması halinde meraların zilyetlikle kazanılamayacağı nazara alınmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile 103 ada 15, 29 ve 115 ada 78 sayılı parsellerle ilgili hükmün BOZULMASINA,
2-Hazinenin çekişmeli 103 ada 16, 28 ve 33 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince. Mahkemece davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesinde öngörülen şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece Hazine tapusunun dayanağını teşkil eden belirtmelik tutanakları getirtilip taşınmazların tutanakta ne olarak belirtildiği hususu üzerinde durulmamış, belirtmelik haritaları ve belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar getirtilerek ve zemine uygulanarak kapsamları belirlenmemiş, sağ olan belirtmelik bilirkişileri dinlenmemiştir.
Dava konusu 103 ada 28 ve 33 sayılı parselden sonra ve dava konusu 103 ada 16 sayılı parselin güneyinde yine bu dosyada davalı bulunan 15 sayılı parselden sonra kesinleşmiş 103 ada 69 sayılı mera parseli bulunduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış taşınmazların tapu kayıtlarının oluşumundan önce mera niteliğinde olup, olmadıkları belirlenmemiştir.
Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmazlara uygulanan ve uyduğu belirlenen 4753 sayılı Yasa ile oluşan Hazine tapularının dayanağını teşkil eden belirtmelik tutanakları, haritası, diğer eki olan tüm belgeler ve belirtmelikte uygulanan kayıtlar, varsa dağıtım cetvelleri ile taşınmazları dıştan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra taşınmazlar başında yaşlı, yansız, komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasında seçilecek yerel bilirkişiler ile,
aynı yöntem ile gösterilecek taraf tanıkları, sağ olan belirtmelik bilirkişileri ve üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu ile teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Keşifte Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı ve haritası, belirtmelik tutanak ve ekleri, dayanağı kayıtlar uygulanarak kapsamları belirlenmeli, belirtmelik tutanaklarında taşınmazların öncesinin ne olduğu ve kimin işgalinde bulunduğu hususundaki bilgiler doğrultusunda dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu ve kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun bulunup bulunmadığı, taşınmazların öncesinin kamu yararına tahsis edilen mera, otlak ve harman yeri gibi yerlerden olup olmadığı,
taşınmazların sınırında bulunan meradan açılıp açılmadığı, taşınmazlar dağıtıma tabi tutulmamış ise Hazine tapusunun ihdasından önce kullanılıp kullanılmadığı ve kullanmanın ne kadar süreye ulaştığı etraflıca sorulup saptanmalı; beyanların zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmelidir.
Keşfe katılacak teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsamını belirtir, taşınmazların belirtmelik tutanak ve haritasında konumunu gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan tüm delillerin belirtmelik tutanağında ve tespit tutanağında yazılı bilgilere aykırı düşmesi halinde belirtmelik tutanağında ismi yazılı tüm ilgili kişiler ve tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan önceki ziraat bilirkişi raporu da değerlendirilerek taşınmazların niteliği, toprak yapısı,
bitki örtüsü ve taşınmazların sınırda bulunan meranın devamı niteliğinde olup olmadıkları, mera ile aralarında doğal ya da yapay ayırıcı sabit sınırın bulunup bulunmadığı ve komşu taşınmazlara göre arz ettiği özellikler konusunda karşılaştırmalı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davacınınn kardeşi ... tarafından usulüne uygun biçimde açılmış bir dava ya da açılan davaya müdahale olmadığı halde, taşınmazların davacının murisinden kaldığı, mirasçılar arasında yapılan paylaşma sonucunda davacı ile kardeşi ...’a kalmış olduğu gerekçesi ile ...
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/4819, K. 2009/4756, 29 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama