KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/5089 E., 2009/5569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2009
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 119 ada 1 parsel sayılı 15486.35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Necip oğlu ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... oğlu ..., yasal süresi içinde emlak kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesinde dava açan gerçek ve tüzel kişilerin dava sebep ve delillerini bildirmeleri ile, bildirmemeleri halinde yapılması gerekenler ve sonuçları; aynı Yasa’nın 36.maddesinde ise tarafların yargılama giderlerinin karşılamak zorunda olmaları ile, karşılamamaları halinde yapılması gerekenler ve sonuçları ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Anılan her iki maddede, farklı kurumlar ile, öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde farklı yaptırımların uygulanacağı düzenlenmiştir. Davacı dava dilekçesinde emlak kaydı ve tanık deliline dayandığını bildirmiş, dayanağı olan 1992 yılı emlak vergisi bildirimi formu ile aile nüfus kayıtlarını dava dilekçesine eklemiştir.
25.07.2008 tarihli imzasız oturum beyanında ise, çekişmeli taşınmazın ortak muristen kalmış olması nedeniyle müştereken tapuya tescilini istediğini söylemiştir. Mahkemece, 19.12.2008 tarihli oturumda alınan ara kararı ile davacıya ihtarlı davetiye çıkarılmıştır. Ancak; mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun hangi maddesine göre uygulama yapıldığı açık değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun anılan her iki maddesinin de uygulamasının nasıl olacağı uygulamada netlik kazanmıştır. Bu durumda; mahkemece öncelikle davacının dava sebep ve delillerini bildirip bildirmediği değerlendirilerek, gerektiğinde 3402 sayılı Yasa’nın 28/2.maddesi uyarınca yöntemince uygulama yapılmalı ve sonucuna göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/5089, K. 2009/5569, 17 Eylül 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama