KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/5449 E., 2009/9059 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2009
- Mahkemesi
- BURSA 5. İCRA MAHKEMESİ
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık ...’nın beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma talepli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Müşteki vekili 11.6.2008 havale tarihli şikayet dilekçesiyle; ... Pazarlama Meşrubat Bira ve Dağ.Gıd.Day.Tük.ve ... Mam.Tic.ve San.Ltd.Şti. hakkında yapılan takipte, borçlu şirketin ticareti terk etmesine rağmen yetkilisi sanığın İİK’nun 44. maddesinde kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle İİK’nun 337/a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; sanığın ticareti terk ettiğine ilişkin belge bulunmadığı gibi, gerek icra dosyasında gerekse mahkeme dosyasında bulunan Mersin Ticaret ve Sanayi odasından verilen yazıda ticarete başlama tarihinin 13.4.2001 olup, süresinin 99 yıl olduğunun anlaşılması, müşteki vekilinin ise şikayet dilekçesinde sanığın ticareti terk ettiğini haricen öğrendiklerini beyan etmesi karşısında isnat edilen suçun unsurlarıyla birlikte oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesinin 1. fıkrasında, “Ticareti terk eden bir tacir 15 ... içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicil memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur.
İlan masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.” hükmü ile ticareti terk eden tacirin yapması gereken yükümlülüğü belirlenmiş, aynı Yasanın 337/a maddesinde ise 44. maddedeki yükümlülüğe aykırı davranmanın yaptırımı da, “Ticareti terk edenlerin cezası” başlığı altında, “ 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktiFinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç yıldan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.” şeklinde düzenlenmiştir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde de ticaret şirketlerinin nev’ilerinin; kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu belirtilmiştir. Yukarıda sayılan ticaret şirketleri yönünden Türk Ticaret Kanunu’ndaki düzenleme incelendiğinde, bunlar için ticareti terk hususu değil, bunun yerine infisah ve tasfiyeleri öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Eş anlatımla Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde sayılan şirketlerde ticareti terk değil, ortaklık ilişkisi sona erdirilmektedir.
Anılan şirketlerin her biri için infisah ve tasfiye yolu ayrı ayrı gösterilmiştir.
Tasfiye sırasında ticaret şirketinin alacak ve borçları belirlenir ve borçlar ödendikten sonra kalan mevcudu, esas mukavelede aksine bir hüküm olmadıkça, pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde dağıtılır, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep olunur.
İş bu talep üzerine terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunmakla ticaret şirketinin tüzel kişiliği sona ermiş olur. Tasfiye süreci ile tüzel kişilik sona erdirildiğinden terkin işlemi sırasında ticaret sicil memurluğuna İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesine göre bir mal beyanında bulunulması da söz konusu değildir.
Terkin işleminden sonra ticaret şirketinden alacağı bulunduğunu iddia eden bir alacaklı bu alacağını ancak terkin edilen ticaret şirketini yasaya göre ihyasını sağlamak suretiyle tahsil edebilecektir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/5449, K. 2009/9059, 28 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama