İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/6953 K.2009/6738

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... vs. vekili Avukat ... vekili Avukat ile aleyhine temyiz istenilen ...…

Esas2009/6953Karar2009/6738Tarih20 Ekim 2009Okuma10 dk · 1.903 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/6953 E., 2009/6738 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Ekim 2009
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.903 kelime·10 dk okuma

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... vs. vekili Avukat ... vekili Avukat ile aleyhine temyiz istenilen ... vs. Vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1970 yılında yapılan Kadastro çalışmaları sırasında 1565 parsel sayılı 2.370 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve ifraz nedeniyle ... ... ... adına tespit edilmiş, itirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... tarafından tapu kaydına dayanılarak dava açılmıştır. ...tarafından 24.10.1958 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan elatmanın önlenmesi davası da kadastro mahkemesine aktarılmış ve dava dosyaları birleştirilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen kararlar 7. ve 16. Hukuk Dairelerinin kararları ile tapu kayıtlarının tüm tesis ve tedavüllerinin getirtilmesi, tapu kayıtlarının tesisine esas olan izale-i şüyu dava dosyasının ve tapu kayıtlarının haritalarının araştırılması. Tapu kayıtlarının kapsamlarının yöntemine uygun şekilde belirlenmesi gereklerine değinilerek bozulmuştur.

Bozma kararlarına uyan mahkemece 17.04.2006 tarih 1998/69 E. 2006/4 K. sayılı ilamıyla çekişmeli taşınmazın davalı ... ... ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.

Davacı mirasçıları vekilinin temyizi üzerine dosya içinde bulunan Dairemizin onaylı karar örneğine göre karar “Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemeyeceği belirtilerek, doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılması,

keşif sırasında davacı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında cereyan eden davanın dilekçesi, keşif zaptı ve krokisi yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişiler aracılığıyla uygulanıp söz konusu dosyanın bu taşınmazla ilgili olup olmadığının belirlenmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, mera, otlak gibi kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olup olmadığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne suretle kullanıldığı,

kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, beraberde getirilecek uzman ziraat mühendisi veya mühendisler kurulundan taşınmazın niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, taşınmaz üzerindeki kekik, kiriş, kenger gibi bitkilerin mera bitkisi olup olmadığının sorulup saptanması bilirkişi raporunun önceki raporla çelişmesi halinde bu çelişkinin nedeni üzerinde durulup, giderilmesine çalışılması,

yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri arazi başında tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılması, bundan sonra tazminat dosyası ve diğer bütün deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” hususlarına değinilerek bozulmuştur.

Taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulmamış ve mahkemenin 2007/29 esas numarasına kaydedilen davanın yargılamasına devam olunarak 07.05.2007 tarihinde dosya içinde mevcut bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Mahkemece devam olunan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın davacı mirasçıları ... ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve arkadaşları vekili Av. ... tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam olunmuş ve yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de mahkeme dosyası içinde bulunan ve uyulduğu açıklanan Dairemiz ilamının gerekçeye ait ikinci paragrafının dosya kapsamı ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Daireleri, temyiz incelemelerini 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan iç yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapmaktadır.

Daire tarafından, temyiz inceleme sırası gelen dosyalar, Yargıtay Kanunu’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca Daire başkanı ve dört üyenin katılımı ile yapılan toplantıda gizli olarak müzakere edilir. Toplantıya ilgili dava dosyasını incelemekle görevlendirilen tetkik hakimi de katılır ve Yargıtay Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca hazırladığı rapor ve düşüncelerini heyete açıklar.

Açıklamayı takiben dosya üzerinde müzakereler başlar ve varılan sonuçla ilgili olarak bir taslak karar hazırlanarak toplantıya katılan Başkan ve Üyeler tarafından imzalanır. Yargıtay Kanunu’nun 24, 25 ve 26. maddeleri uyarınca gerekçesi hazırlanan karar tüm üyeler tarafından uygun bulunduktan sonra imzalanır.

İmzaları tamamlanan karar, Daire Yazı İşleri Müdürlüğü’nde görevli katipler tarafından mahalli mahkemeye gönderilecek formata uygun olarak düzenlenip kararın bir örneği onaylanarak dosyasına konulduktan sonra dosya mahalline gönderilir.

Temyiz istemine konu dava dosyasına ait mahkemenin 17.04.2006 tarih 1998/69 esas 2006/4 karar tarihli kararına ilişkin Dairemizin 2006/5303 esas, 2006/6799 karar sayılı bozma ilamına ait Tetkik Hakimi raporu ile müzakere tutanaklarının incelenmesinde, dosyanın temyiz incelemesinin Daire Başkanı ve dört Üyenin katılımı ile 30.10.2006 tarihli toplantıda yapıldığı, Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan raporun açıklandığı,

dosya üzerinde yapılan müzakereler neticesinde, mahkemece önceki “Bozma gerekleri yerine getirilmediğinden” hükmün “Bozulmasına” oybirliğiyle karar verilerek buna ilişkin tutanağın toplantıya katılan Başkan ve Üyeler tarafından imzalandığı, daha sonra, Daire Başkanı tarafından kaleme alınan gerekçeli kararın, toplantıya katılan tüm Üyeler tarafından uygun görülerek imzalandığı anlaşılmaktadır.

Hazırlanan bu gerekçede kararın “Mahkemece davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının davaya konu parselleri kapsamadığı, izale-i şüyu yoluyla davacıların aldığı parsellerin davaya konu parseller olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.

Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında. "Taraflar ayrı kökten gelen ve paydaş iken izale-i şüuyu davası sonucu oluşan tapu kayıtlarına dayanmaktadırlar. Taraflar arasındaki ortaklığın izal-i şüyu davasıyla sona erdiği açıktır. İzale-i şüyu kararında krokilerden söz edilmektedir.

Mahkemece söz konusu krokiler gereği gibi araştırılmamıştır. İzale-i şüyu sonucu Tapu Sicil Müdürlüğünde intikaller yaptırıldığına göre izale-i şüyu'nün dayanağını oluşturan krokinin Tapu Sicil Müdürlüğünde bulunması gerekir. Mahkemece Tapu Sicil Müdürlüğünden kroki getirtilmemiş ve usulen uygulanmamıştır. Taraflar önceden paydaş olduklarına göre izale-i şüyu sonucu satıma konu olan yerleri bilmeleri gerekir. Davacılar, 25.5.956 tarih 112 numaralı tapu kaydına dayanmışlardır.

Bu tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görmediği belirlenmiştir. Cebri icra sonucu, tapu kaydı davacılar adına intikal gördüğüne göre, bu kayıt kapsamına giren yerin davalılar tarafından da bilinmesi gerekir. Davalılar bu kayıt buraya ait değilse nereye ait olduğunu bildirmek durumundadırlar. Zira paydaşların birbirlerine karşı zapta karşı tefekkül yükümlülükleri vardır. Kaldı ki tarafların dayandıkları tapu kayıtları, birbirlerini sınır göstermektedir.

Ayrıca, her iki tarafın dayandığı tapu kaydı da tesis kayıtlarında yönsüz iken, paydaş bulundukları bir dönemde tapu kayıtlarının yönlendirildiği ve bazı sınırlarının değiştirildiği belirlenmiştir. Tarafların değişikliğin yapıldığı tarihte paydaş olmaları nedeniyle, değiştirilen tapu kayıtlarındaki sınırlar taraflar yönünden bağlayıcı nitelik taşır.

Kayıt uygulamalarından sonraki sınırlar ayrı ayrı uygulanmalı, bilirkişiler tarafından bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalıdır. Mahkemece bozma kararından sonra bir kısım komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmiş ise de; komşu parsellerin tümüne ait tutanak suretleriyle dayanakları olan kayıtlar tesis ve tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş ve mahalline yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla usulen uygulanmamıştır.

Komşu parsel dayanağı olan kayıtlardan da yararlanmak suretiyle tapu kayıtlarında gösterilen "...," "Hacı Oğlu ... veresesi," "Uzun ... oğulları" gibi sınırların duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması zorunlu bulunmaktadır. Ayrıca keşiflerde dinlenilen bilirkişi beyanları çelişkilidir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesine çalışılmamıştır." ibareleri yer almış bulunmaktadır.

Mahkemece bu bozma ilamına uyulduğu halde bozmada işaret edilen izale-i şüyu krokisinin teminine çalışılmamış, davalılardan davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının nereye ait olduğu veya olabileceği hususunda bilgileri sorulmamış, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesinde komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış, taraflara tapu kayıtlarının bilinemeyen hudutlarının tesbiti için tanık dinletme imkanı sağlanmamış, bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmamış, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuştur.

Doğru sonuca varılabilmesi için hükmüne uyulan ve yukarda özetlenen bozma ilamında yazılı tüm hususlar araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir. Bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA” karar verildiği açıklanmıştır.

Ancak bu aşamadan sonra kararın Daire Yazı İşleri Müdürlüğü’nde, ilgili mahkemesine gönderilecek formatta düzenlenmesi sırasında, bilgisayarın yanlış kullanılması sonucu maddi hata yapılarak kararın başlık olarak tabir edilen ilk paragrafı doğru yazıldıktan sonra devamı olan ana gerekçe bölümüne yukarıda yazılı gerekçe eklenecek yerde başka bir dosyaya ait bozma gerekçenin eklendiği ve bu şekilde Daire görüşünü yansıtmayan ve dosya kapsamıyla ilgili bulunmadığı açıkça belli olan karar metninin onaylanarak Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır.

Taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunularak bu aşikar yanlışlığın düzeltilmesi temin edilmediği gibi mahkemece de dosya kapsamıyla açıkça ilgisi bulunmadığı anlaşılan Yargıtay bozma ilamına direnilmek gerektiği düşünülmeden 07.05.2007 tarihli oturumda dosya içinde mevcut bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Dairemiz iradesini yansıtmayan ve maddi hata sonucu Daire kararından farklı bir metin olarak ortaya çıkıp mahalli mahkemesine gönderilen Bozma Kararı yok hükmünde olup bu karara uyulması hukukça hiçbir değer taşımayacağı gibi taraflar açısından da kazanılmış hak doğurmaz. Hal böyle olunca Dairemizin gerçek iradesini yansıtan kararıyla ilgili müteakip işlemlerin yenilenmesinde zaruret bulunmakta ve kararın aynı nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmektedir.

Mahkemenin 17.04.2006 tarih 69-4 sayılı kararıyla, davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının davaya konu parselleri kapsamadığı, izale-i şüyu yoluyla davacıların aldığı parsellerin davaya konu parseller olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.

Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında. "Taraflar ayrı kökten gelen ve paydaş iken izale-i şüuyu davası sonucu oluşan tapu kayıtlarına dayanmaktadırlar. Taraflar arasındaki ortaklığın izal-i şüyu davasıyla sona erdiği açıktır. İzale-i şüyu kararında krokilerden söz edilmektedir.

Mahkemece söz konusu krokiler gereği gibi araştırılmamıştır. İzale-i şüyu sonucu Tapu Sicil Müdürlüğünde intikaller yaptırıldığına göre izale-i şüyu'nün dayanağını oluşturan krokinin Tapu Sicil Müdürlüğünde bulunması gerekir. Mahkemece tapu sicil müdürlüğünden kroki getirtilmemiş ve usulen uygulanmamıştır. Taraflar önceden paydaş olduklarına göre izale-i şüyu sonucu satıma konu olan yerleri bilmeleri gerekir. Davacılar, 25.5.956 tarih 112 numaralı tapu kaydına dayanmışlardır.

Bu tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görmediği belirlenmiştir. Cebri icra sonucu tapu kaydı davacılar adına intikal gördüğüne göre bu kayıt kapsamına giren yerin davalılar tarafından da bilinmesi gerekir. Davalılar bu kayıt buraya ait değilse nereye ait olduğunu bildirmek durumundadırlar. Zira paydaşların birbirlerine karşı zapta karşı tefekkül yükümlülükleri vardır. Kaldı ki tarafların dayandıkları tapu kayıtları birbirlerini sınır göstermektedir.

Ayrıca, her iki tarafın dayandığı tapu kaydının da tesis kayıtlarında yönsüz iken paydaş bulundukları bir dönemde tapu kayıtlarının yönlendirildiği ve bazı sınırlarının değiştirildiği belirlenmiştir. Tarafların değişikliğin yapıldığı tarihte paydaş olmaları nedeniyle değiştirilen tapu kayıtlarındaki sınırlar taraflar yönünden bağlayıcı nitelik taşır.

Kayıt uygulamalarından sonraki sınırlar ayrı ayrı uygulanmalı, bilirkişiler tarafından bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalıdır. Mahkemece bozma kararından sonra bir kısım komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmiş ise de; komşu parsellerin tümüne ait tutanak suretleriyle dayanakları olan kayıtlar tesis ve tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş ve mahalline yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla usulen uygulanmamıştır.

Komşu parsel dayanağı olan kayıtlardan da yararlanmak suretiyle tapu kayıtlarında gösterilen "...," "...., Oğlu ... veresesi," "Uzun ... oğulları," gibi sınırların duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması zorunlu bulunmaktadır. Ayrıca keşiflerde dinlenilen bilirkişi beyanları çelişkilidir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesine çalışılmamıştır." ibareleri yer almış bulunmaktadır.

Mahkemece bu bozma ilamına uyulduğu halde bozmada işaret edilen izale-i şüyu krokisinin teminine çalışılmamış, davalılardan davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının nereye ait olduğu veya olabileceği hususunda bilgileri sorulmamış, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesinde komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış, taraflara tapu kayıtlarının bilinemeyen hudutlarının tesbiti için tanık dinletme imkanı sağlanmamış, bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmamış, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuştur.

Doğru sonuca varılabilmesi için hükmüne uyulan ve yukarda özetlenen bozma ilamında yazılı tüm hususlar araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

Bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden mahkemenin 1998/69 esas, 2006/4 karar sayılı ilamında yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi Dairemiz iradesini yansıtmayan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmesi de yok hükmünde bulunduğundan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 625.00 TL vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren temyiz eden tarafa verilmesine, 20.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/6953, K. 2009/6738, 20 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/6953
Karar No
2009/6738
Tarih
20 Ekim 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/6953 K.2009/8542
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/6953 K.2009/8880
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/6954 K.2009/6739
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/6954 K.2009/8135
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/6956 K.2009/13200
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/6957 K.2009/8541

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.