KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/977 E., 2009/940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2009
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 49 parsel sayılı 11.126,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 7.8.2005 tarih 11 numaralı Kadastro Komisyonu kararı ile meradan açılma yerlerden olması nedeniyle mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ..., yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkeme yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin çayır vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın mera olmadığı ve davacı yararına 3402 sayılı Yasa'nın 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Çekişmeli taşınmazın etrafında bulunan komşu 103 ada 16, 17, 23, 24, 50 ve 26 sayılı parsellerin de aynı şekilde meradan açıldığı belirtilerek kamu orta malı niteliğinde mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu parsellerin sınırında bulunan 103 ada 28 sayılı parsel ise kadim mera olduğu gerekçesi ile mera niteliğinde orta malı olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş ve tespiti kesinleşmiştir.
Çekişmeli parsel ile çevresini oluşturan mera parselleri arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay nitelikte, sabit bir sınır bulunmamaktadır. Uzman teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor da eylemli durumu doğrulamaktadır. Eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmesi de doğru değildir. Hal böyle olunca taşınmazın çevresini oluşturan eylemli meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça bir değer taşımamaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/977, K. 2009/940, 23 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama