KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/2134 E., 2010/3192 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2010
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 131 ada 22 parsel sayılı 65,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe niteliğinde davalı .... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın Kadastro Kanunu’nun 18.maddesi gereğince Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; üç kişiden oluşacak yerel bilirkişi heyeti, tüm tespit bilirkişileri ve davalının bildireceği zilyetlik tanıkları hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ne şekilde geçtiği, genel harman yeri mi özel harman yeri mi olduğu, çekişmeli taşınmaz üzerine kim tarafından harman döküldüğü davalı dışında başka kişilerin harmanlarını döküp dökmedikleri, döküyorlarsa bu hususta davalı veya bayilerinden izin alıp almadıkları ve çekişmeli taşınmazın komşu taşınmazlardan ne şekilde ayrıldığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve davalının tanıklarından sorulup saptanmaya çalışılmalı;
bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler yöntemince giderilmeli; tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/2134, K. 2010/3192, 22 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama