KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/3083 E., 2010/7304 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2010
- Dava türü
- KADASTRO
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 182 ada 2 parsel sayılı 1603,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, zilyedi tespit edilemediğinden söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece taşınmaz üzerinde zilyetliğin sürdürülüş biçimi yöntemince araştırılmadığı gibi, adına tescil kararı verilen davacı ve murisinin aynı çalışma alanı içinde taşınmaz iktisap edip etmediği sorulmak suretiyle miktar sınırlaması yönünden gerekli araştırma yapılmamış, ayrıca tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmemiş, duruşmada dinlenmeleri ile yetinilmiştir.
Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve zirai bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde, kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, zilyetliğin kimden nasıl intikal ettiği, davacıya babasından intikal etmiş ise yöntemine uygun taksim yapılıp yapılmadığı,
iktisaba elverişli zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü gibi hususlar tek tek sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır.
Ziraatçi bilirkişiden taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve kullanım durumu ile ilgili olarak bilimsel verilere dayalı, eski raporu da irdeler ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Taşınmazın dört taraftan fotoğrafı çektirilmeli, yan görünüş krokisi çizdirilip eklenmelidir.
Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kısıtlama ile ilgili olarak aynı çalışma alanı içinde lehine tescil kararı verilen davacı ve murisi adına belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı,
Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz ya da taşınmazlar bulunduğu sonucuna varıldığı takdirde, belirlenen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek incelenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/3083, K. 2010/7304, 10 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama