KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4019 E., 2010/4125 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 452 ada 3 ve 4 parsel sayılı 1959,44 ve 2184,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduklarından ve sit alanı sınırları içinde kaldıklarından söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 452 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tesciline, taşınmazın 1.derece doğal sit alanında kaldığının 2863 sayılı Yasa'nın 7. maddesi gereğince beyanlar hanesinde gösterilmesine, çekişmeli 452 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi davalı Hazine adına tesçiline karar verilmiş, hüküm, davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 452 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği, 452 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise tarım arazisi niteliğinde olmadığı ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazların tespiti sit alanı içinde kalmaları nedeni ile zilyetlikle iktisaplarının mümkün olmadığı belirtilerek davalı Hazine adına yapılmıştır.
Çekişmeli taşınmazların davacı adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun ve davacı taraf yararına edinme koşullarının oluştuğunun kanıtlanması zorunlu olduğu halde Mahkemece mahallinde yapılan keşifte sadece bir yerel bilirkişinin dinlenilmesi ile yetinilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Yine Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 30.01.2008 tarih ve 490 sayılı yazısında dava konusu 452 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların “1. derece doğal sit alanı” içinde kaldığı bildirildiği halde bu hususta yöntemine uygun bir araştırma yapılmamış, taşınmazların niteliği ile ilgili olarak 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmamış, zilyetlik tanıkları dinlenilmek suretiyle zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve zilyetliğin süresi belirlenmemiştir.
Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, üç kişiden oluşturulacak ziraatçi bilirkişi kurulu, arkeolog bilirkişi, üç kişilik yerel bilirkişi, tespit bilirkişilerinin tamamı ve davacı tarafın zilyetlik tanıkları hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazların hangi tarihten beri, kim tarafından ve ne suretle kullanıldıkları,
kullanımın kimden kime geçtiği gibi hususlar tek tek maddi olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve davacı tarafın zilyetlik tanıklarından sorulup saptanmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler yöntemince giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde hazır olan tespit bilirkişileri dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, fen ve arkeolog bilirkişileri aracılığı ile doğal sit haritası uygulanmalı, çekişmeli taşınmazların doğal sit alanında kalıp kalmadıkları hususunda arkeolog bilirkişiden rapor alınmalı,
yine hazır bulunacak ziraatçi bilirkişi kurulundan; çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliklerini, zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadıklarını komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi de içeren, aynı şekilde uzman fen bilirkişisinden de keşif ve uygulamayı bilirkişi ve tanık sözlerini izleyip denetlemeye olanak veren, üzerine çekişmeli taşınmazların kadastral sınırları işaretlenmiş, fotoğraf ile desteklenmiş ayrıntılı raporlar alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/4019, K. 2010/4125, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama