KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/636 E., 2010/2068 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
343 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 142 ada 266 parsel sayılı 38463,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesi ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerin çayır ve tarla niteliği ile davacı adına tesciline, kalan kısmın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazinenin temyizi, dava konusu 142 ada 266 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerine ilişkin hükme yöneliktir.
Taşınmazın (A) harfi ile işaretli bölümü üzerinde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı zilyetlik ile edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiş olduğundan Hazinenin aşağıda belirtilen husus dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, her ne kadar (B) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde de zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm verilmiş ise de, zirai bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 18.08.2008 tarihli raporda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide (B) harfi ile gösterilen bölümün eğiminin oldukça fazla olduğu, 25-30 yıldan bu yana işlenmediği ve üzerinin meşelik haline geldiği belirtilmiştir.
Taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün bilirkişice tespit edilen eğimi, bitki örtüsü ve kullanım durumu göz önüne alındığında zirai açıdan ekonomik amacına uygun olarak kullanılması mümkün olmadığı gibi, 25-30 yıl gibi bir süre ile taşınmazın kullanımına da ara verilmiş olması nedeniyle davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki zilyetlik ile edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/636, K. 2010/2068, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama