KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/7299 E., 2010/5910 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2010
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 305 parsel sayılı 6600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı miktar fazlası olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı ..., ... ve ... ... intikal ve tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında ...mirasçısı ... ve ... intikal, tapu kaydı ve mahkeme ilamlarına dayanarak taşınmazın 1/4 payının adlarına tescili istemi ile davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda Müdahil ...mirasçılarının müdahale taleplerinin reddine, davacıların davalarının reddi ile çekişme konusu 305 sayılı parselin tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve ...mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı ...'ın dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, katılan davacılar ... ve ...'nin ise delil olarak 361 sayılı komisyon kararına dayandıkları ancak taşınmaz ile ilgili 360 sayılı komisyon kararı verildiği gerekçe gösterilerek davacıların davalarının, müdahil davacıların müdahale taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 5.maddesi hükmü uyarınca yapılmadığı, aynı Yasanın 30.maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunmadığı dikkate alınmadan ve dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif günü tayin edilerek ve keşif gideri suçüstü ödeneğinden karşılanarak tarafların gıyabında keşif yapılması ve tarafların savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması, davaya müdahil davacı olarak katılan ...mirasçılarının bildirdikleri delilleri toplanmadan ve toplanan deliller değelendirilemeden müdahale taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı ...'ın dayandığı T.Sani 303 D. tarih 72 sayılı tapu kaydı oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğünden ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro
Müdürlüğünden getirtilmeli, ayrıca katılan davacılar ... ve paydaşının tüm delilleri sorulup saptandıktan sonra dayandıkları tüm kayıt ve belgeler de getirtilmeli, davacılar ve müdahil davacıların aynı kayda dayanarak açtıkları ve derdest bulunan dava dosyalarının birleştirilip birleştirilemeyeceği yönü üzerinde durulmalı, dosya keşfe hazır hale geldiğinde keşfe karar verilirken 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi dikkate alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,
dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları belgelerle denetlenmeli, dava konusu taşınmazın dayanılan kayıtların kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanılmalı,
taşınmazın dayanılan tapu kayıtları kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesi gereğince tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılarak değerlendirilmeli, taşınmazın dayanılan kayıtların kapsamında kalmaması durumunda ise, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince belirlenmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı ya da müdahil taraf yararına oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/7299, K. 2010/5910, 12 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama