KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2011/1397 E., 2011/1188 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2011
- Dava türü
- KADASTRO
Karar Metni
1.907 kelime·10 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 140 ada 67 parsel sayılı 82389,95 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak tahsis edildiğinden söz edilerek mera olarak sınırlandırılmış, 151 ada 26, 153 ada 46, 58 ve 157 ada 20 parsel sayılı 5383,18, 44104,00, 41816,57 ve 5266,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Yasa'ya göre oluşan tapu kayıtları nedeniyle, 155 ada 118 parsel sayılı 145052,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise toprak tevzi çalışmaları sırasında Hazineye bırakılan yerlerden olduğundan söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., 140 ada 67 sayılı parsel hakkında; davacı ....., 151 ada 26, 153 ada 46, 157 ada 20 sayılı parseller hakkında, davacı ... ise 153 ada 58 ve 155 ada 118 sayılı parseller hakkında yasal süresi içinde irsen intikal, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kısmen kabulüne, çekişmeli 140 ada 67 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde 67/A harfi ile gösterilen 70938,03 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tesciline, geri kalan 11451,92 metrekarelik bölümünün tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına,
151 ada 26, 153 ada 46 ve 157 ada 20 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı ... adına, 153 ada 58 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 155 ada 118 parsel sayılı taşınmazın ise fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 25000 metrekare yüzölçümündeki bölümünün Muhlis Gül adına tesciline, kalan 120052,29 metrekarelik bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 ve 14. maddelerinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, bilirkişi ve tanık sözleri ile belirlendiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle 151 ada 26, 153 ada 46 ve 157 ada 20 parsel sayılı taşınmazlar yönünden usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Davalı Hazine temsilcisinin 140 ada 67 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, çekişmeli taşınmazın 67/A ile gösterilen bölümünün çayır niteliğinde olduğu, davacı ...’ün dayanağı olan 1937 tarih, 431 numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava konusu 140 ada 67 sayılı parsel, Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak tahsis edildiğinden söz edilerek mera niteliği ile sınırlandırılmıştır.
Mahkemece, taşınmazın niteliği ile ilgili olarak usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, çekişmeli bölüm ile çekişmeli bölümün ait olduğu mera parseli ve komşu 140 ada 6, 76 ve 80 sayılı mera parselleri arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, temyize konu taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince araştırılmamış, aynı şekilde davalı bulunan 140 ada 6 sayılı mera parseli ile ilgili olarak verilecek hükmün, bu davanın sonucunu da etkileyeceği üzerinde durulmamıştır.
Çekişmeli bölümün "mera olmadığı"na ilişkin soyut beyanı içeren zirai bilirkişi raporu da, hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmaza ilişkin belirtmelik tutanağı, haritası, varsa dağıtım cetvel ve haritası ile bu parseli dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarını oluşturan kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen, komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve yine aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, sağ iseler belirtmelik tutanağında adı geçen muhtar ve azalar, tespit bilirkişileri, fen bilirkişisi ve üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşacak zirai bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında toprak tevzi haritası ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle yerel bilirkişi yardımı ve fen memuru eli ile yerine uygulanmak suretiyle taşınmazın mera haritası kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit bilirkişileri ve sağ ise belirtmelikte adı geçen muhtar ve azalardan dava konusu taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı, sınırındaki meralardan açılıp açılmadığı,
kim veya kimler tarafından ne surette ve ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında, maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler usulüne göre giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli;
eylemli durumda çekişmeli taşınmazın sınırında bulunan mera parsellerinin kadim ya da tahsisli mera olup olmadıkları üzerinde durulmalı, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, keşfe katılacak teknik bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye olanak veren, özellikle çekişmeli taşınmaz bölümünün, bitişiğindeki mera parselinden nasıl ayrıldığını yan görünüş krokisi ile gösteren ayrıntılı rapor alınmalı;
ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu, mera parselleri ile çekişmeli taşınmaz arasında doğal ya da yapay bir sınır bulunup bulunmadığını taşınmazın, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, mera bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten ve önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen şekilde, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı; mahkemenin bu konudaki gözlemi de keşif tutanağına geçirilmeli;
keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde taşınmazın sınırları ve mera parselleri ile aradaki sınırın kabaca gösterilmesi sağlanmalı, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği dikkate alınmalı, aynı nedenle davalı bulunan 140 ada 6 sayılı parsel hakkında verilecek hüküm dava konusu taşınmazı da etkileyeceğinden ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi gerekip gerekmediği üzerinde durulmalı, taşınmazın mera olmadığının anlaşılması halinde, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde yazılı miktar sınırlamaları da dikkate alınarak,
zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılıp, değerlendirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3- Davalı Hazine temsilcisinin 153 ada 58 parsel sayılı taşınmaz hakkında oluşturulan hükme yönelik temyizine gelince; mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacı ... lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz, 1962 yılında yapılan Toprak Tevzi çalışması sırasında Haziran 1953 tarih 129 numaralı tapu kaydı ile Hazinenin özel mülkiyetinde olduğundan söz edilerek 146 parsel numarası altında Hazine adına belirtilmiştir.
Mahkemece Haziran 1953 tarih ve 129 numaralı tapu kaydı tüm tedavülleri ile getirtilip uygulanmamış; haritası bulunup bulunmadığı kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmamıştır. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez.
Sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle Haziran 1953 tarih ve 129 sayılı tapu kaydının varsa haritası, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri, belirtmelik bilirkişileri ile belirtmelikte imzası bulunan tüm muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilerek tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, belirtmelik ve tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile Haziran 1953 tarih ve 129 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak,
hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kaydın kapsamı kesin olarak belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kaydın revizyon gördüğü parseller de nazara alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı,
taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtmelikte imzası bulunan bilirkişi, muhtar ve azalar sağ iseler, belirtmeliğin içeriği konusunda beyanları alınmalı, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, keşfe katılacak teknik bilirkişiden kayıt uygulaması yanında, keşfi izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye olanak verir, kadastro paftası ile toprak tevzi komisyonu paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren ayrıntılı rapor alınmalı.
3 kişilik, uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu belirten ve önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen şekilde, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı ve mahkemenin bu konudaki gözlemi de keşif tutanağına geçirilmeli, keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde taşınmazın sınırlarının kabaca gösterilmesi sağlanmalı,
bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46/1. maddelerinde yazılı koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
4- Davalı Hazine temsilcisinin 155 ada 118 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyizine gelince; mahkemece çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi niteliğinde olduğu ve Halis Gül lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Çekişmeli taşınmazın, 1962 yılında Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışma sırasında Ağustos 1933 tarih ve 19 numaralı tapu kaydı ile....’ün işgalinde olduğu ve .... Köyü ile ihtilaflı olduğundan söz edilerek 582 parsel numarası ile Hazine adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece Ağustos 1933 tarih ve 19 sıra numaralı tapu kaydı tüm tedavülleri ile getirtilip uygulanmamış, haritası bulunup bulunmadığı, kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmamış, çekişmeli taşınmazın niteliği ile ilgili olarak usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, çekişmeli bölümün niteliğinin tayini için 3 kişilik, uzman ziraatçi bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, bu bölüm ile komşu 153 ada 44 sayılı mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince araştırılmamıştır.
Çekişmeli bölümün "mera olmadığını" belirtmekle yetinen soyut nitelikteki zirai bilirkişi raporu da hüküm vermeye yeterli değildir.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmaza ilişkin belirtmelik tutanağı, haritası, varsa dağıtım cetveli ve haritası ile, bu parseli dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespit tutanakları ile dayanaklarını oluşturan kayıtlar ve belirtmelik tutanağında gösterilen Ağustos 1933 tarih ve 19 sıra numaralı tapu kaydının, tesisinden itibaren tüm tedavülleri, oluşum belgeleri, varsa haritası, tapu kaydı başka parsellere revizyon görmüşse revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri,
belirtmelik bilirkişileri ile belirtmelikte imzası bulunan tüm muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilerek tüm deliller toplandıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve yine aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, sağ iseler belirtmelik tutanağında adı geçen bilirkişi, muhtar ve azalar, tespit bilirkişileri, fen bilirkişisi ve üç kişilik, ziraat mühendislerinden oluşacak bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında, tapu kaydı ilk tesisinden itibaren okunup, sınırları mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazın niteliği, intikali, tasarrufu, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, süresi, taşınmazın öncesinin mera, olup olmadığı,
ayrıntılı biçimde sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler usulüne göre giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilmek suretiyle beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, uygulamada komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, keşfe katılacak teknik bilirkişiden kayıt uygulaması yanında, keşfi izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye olanak veren, kadastro paftası ile toprak tevzi komisyonu paftasını ve mera paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren,
ayrıntılı özellikle çekişmeli taşınmazın, bitişiğindeki mera parselinden nasıl ayrıldığını yan görünüş krokisi ile gösteren rapor alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu, komşu mera parseli ile çekişmeli taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirten ve önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen şekilde, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı;
mahkemenin bu konudaki gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, keşif sırasında çektirilecek fotoğraflar üzerinde taşınmazın sınırları ve mera parseli ile aradaki sınırın, kabaca gösterilmesi sağlanmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2011/1397, K. 2011/1188, 11 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama