KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2011/6108 E., 2011/5354 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2011
- Dava türü
- TENKİS
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Yargıtay bozma ilamında özetle; "Murisin ölüm tarihine göre olaya uygulanması gereken Türk Kanunu Medenisi'nin 513.maddesinde bir ve beş yıllık zamanaşımı sürelerinin düzenlendiği, murisin ölüm tarihinin 03.09.1995 olup, eldeki davanın ise 10.09.1996 tarihinde açıldığı, davalıların yasal süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmuş olmaları nedeniyle bu konuda bir araştırma ve değerlendirme yapılması gereğine" değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Miras bırakan 03.09.1995 tarihinde vefat etmiştir. Miras ölüm tarihinde açıldığından olaya Türk Kanunu Medenisi'nin uygulanacağı da tartışmasızdır. Zamanaşımını düzenleyen TKM. 513 maddesi "Tenkis davası, mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten, diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş sene geçmesiyle sakıt olur" hükmünü içermektedir.
Zamanaşımı süresinin başlangıcında esas alınan kıstas murisin ölüm tarihi olmayıp, saklı payların ihlal edildiğini öğrenme tarihidir. Yasal mirasçılar, murisin yaptığı temliki tasarrufla saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren ancak bir yıllık yasal süre içinde tenkis davası açabileceklerdir.
Somut olayda; gerek bozma ilamından önce, gerekse sonra dinlenilen davacı tanıkları davacının, babası olan murisle yıllardır görüşmediğini, murisin ölümünün dahi kendisine haber verilmediğinden cenazesine bile katılamadığını belirtmişlerdir. Murisin ölümünden bile bir hafta-onbeş gün sonra haberdar olan bir evladın, temliki tasarrufları ölüm tarihinde bildiğinin kabulünün hayatın olağan akışına da aykırı olduğu kuşkusuzdur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2011/6108, K. 2011/5354, 10 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama