KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2012/2241 E., 2012/4706 K.·Mahkemesi : Antalya 5. İcra Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar ... ile ...'in İİK'nun 337/a maddesi gereğince üç ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar ... vekili ile ... tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya, Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Borçlunun ticaret sicili memurluğunda kayıtlı bulunan adresinin, bilinen en son adresi olduğu, takibin açılmasından ve ödeme emirlerinin gönderilmesinden önce borçlu tarafından ticaret sicili memurluğuna, tebliğ merciine ya da alacaklıya adres değişikliğine dair bir bildirim de yapılmadığı anlaşılmakla, Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca borçlunun ticaret sicili memurluğunda kayıtlı adresinde yapılan tebliğ işlemi usulüne uygun ise de, sanıkların üzerine atılı ticareti terk suçunun özelliği dikkate alındığında, duruşma davetiyesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini kabul etmek doğru olmayacaktır. Ticareti terk ettiği ileri sürülen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre de olsa duruşma davetiyesinin tebliği geçersizdir. Zira, sanık zaten o adreste değildir.
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer bir olay nedeniyle verdiği 18.3.2008 tarih ve 2008/7-56 sayılı kararındaki “Anayasanın 36. maddesine göre; "herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile "adil yargılanma hakkı"na sahiptir. "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, "adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde ise.
"Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: a) ....... b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak; c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek..." şeklindeki düzenlemelerden çıkarılması gereken sonuç; savunma hakkının, temel insan hakları arasında yer alan hak arama hürriyetinin bir gereği olduğudur.
Bu durum tebligat hukuku ile değil, münhasıran vazgeçilemez ve göz ardı edilemez nitelikteki savunma hakkı ve daha geniş manada da adil yargılanma hakkı ile ilgilidir.
Bu nedenle çözümün tebligata ilişkin hükümler yerine, savunma hakkına ilişkin düzenlemelerde aranması yerinde olacaktır." şeklindeki değerlendirme de göz önünde bulundurularak somut olaya dönüldüğünde; ticareti terk etmek suçundan dolayı yapılan yargılamada duruşma davetiyesinin sanıkların terk ettiği bildirilen adresine Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulüne uygun olduğundan da söz edilemez.
Zira terk edilen adrese bu şekilde yapılan tebligatın zaten sanıkların eline geçmeyeceği şikayetçi ve hatta mahkeme tarafından da öngörülmektedir.
Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkı göz önünde bulundurularak, ticareti terk suçlarında duruşma davetiyesinin ya da mahkeme kararının terk ettiği ileri sürülen adresine Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebligat geçersiz olup, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2012/2241, K. 2012/4706, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama