KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2012/4702 E., 2013/541 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2013
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 141 ada 1 parsel sayılı 18410.53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle kum ocakları arazisi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar tarafından tespit tarihinden önce davalı Hazine aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 141 ada 1 sayılı parselin mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; taşınmazın Hazine tapusunun kapsamında kaldığı ve kum ocağı arazisi vasfıyla kayıtlı olduğu ancak tapu kütüğü üzerinden 04.05.2010 tarih ve 581 yevmiye nolu muamele ile taşınmazın mera vasfıyla özel siciline kaydedildiği gerekçesiyle taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Taşınmazın kadastro tespiti 29.05.2007 tarihinde mera olarak sınırlandırılmak suretiyle yapılmış ise de, taşınmaz hakkında kadastro tespitinden önce açılmış derdest dava bulunması nedeniyle malik hanesinin hukuken açık olduğunun kabulü gerekir. Buna göre tespitin kesinleştirilerek tapuya tescil edilmesi hukukça yok hükmünde olup, dava devam ederken taşınmazın vasfında sonradan yapılan değişikliğin mahkemeyi bağlamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca; “kum ocakları arazisi” vasfı ile tespit edilen ve tespit tarihinden önce de bu vasıfla kullanılan taşınmazın yine bu vasıfla tescil edilmesi gerekirken, mera olduğunun kabul edilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de;
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2012/4702, K. 2013/541, 4 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama