İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2012/6922 K.2012/8349

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Esas2012/6922Karar2012/8349Tarih30 Ekim 2012Okuma9 dk · 1.840 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/6922 E., 2012/8349 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Ekim 2012
Mahkemesi
KADASTRO MAHKEMESİ
Dava türü
KADASTRO
Kanun yolu
TEMYİZ
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.840 kelime·9 dk okuma

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında ... Köyü 190 ada 19 parsel sayılı 11239,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... kızı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ... ... vekili yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın ... Tarım mirasçıları adına tescili istemiyle; davacılar ... ve diğerleri vekili çekişmeli taşınmazın ortak miras bırakan ... Tarım mirasçıları adına tescili istemiyle; davacı ...

Tic.T.A.Ş vekili tapu kaydına dayanarak çekişmeli taşınmazın davacı şirket adına tescili ve davalının elatmasının önlenmesi istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında ... tapu kaydına dayanarak çekişmeli taşınmazın 5.500 m2 bölümünün adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda diğer davaların reddine, davacı ... ve diğerlerinin davasının kabulü ile çekişmeli parselin payları oranında ... Tarım mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ile davacı .... ve müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Çekişmeli taşınmaz, kadastro tesbiti sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davalı adına tesbit edilmiştir. Davacılar ... ve diğerleri, çekişmeli taşınmazın ortak mirasbırakanları ... Tarım mirasçıları adına tescil istemiyle; davacı ... T.A.Ş ve katılan ..., Mart 1290 tarih 9/18 defter varak sayılı Hisarönü mevkiindeki 4000 dönüm yüzölçümlü çiflik hakkında oluşturulan tarafları.

“Mezar Gediği” ve “Kırvasil Beli” ve “...” ve “Löngöz Çiftliği” sınırlı. Mart 1290 tarih 9/19 defter varak sayılı, Öküz Çiftliği mevkiindeki 3000 dönüm yüzölçümlü çiftlik hakkında oluşturulan, tarafları. “Mezar Gediği” ve “İnbükü” ve “...” ve “Gülenya beli” ve “Löngöz çiftliği” sınırlı.

Mart 1290 tarih 9/20 defter varak sayılı, Gelibolu-Söğüt Çiftliği mevkili 7000 dönüm yüzölçümlü çiftlik hakkında oluşturulan, tarafları “...”, “Taşbük” ve “Löngöz”, “Gökbel”, “Karadağ” ve “Mezar Gediği” ve “Çilecik Gediği” sınırlı tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarih 2, 3 ve 4 nolu ve Şubat 1962 tarih 1, 2 ve 3 nolu tapu kayıtlarının tedavül kayıtlarından pay ve zeminde çekişmeli taşınmazı satın alma iddiasına dayanarak tesbitin iptalini ve çekişmeli taşınmazın adlarına tapuya tescilini talep ve dava etmişlerdir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda ...

Tarım'ın çekişmeli taşınmaz üzerinde Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce 10 yılı aşkın süre aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliğinin sürdüğü, malik sıfatıyla zilyetliğinin Medeni Kanun’un yürürlüğünden sonra ve kadastro tesbitine kadar kesintisiz olarak devam ettiği, bu suretle Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri gereğince tapu kaydının hukuki kıymetini kaybettiği kabul edilmek suretiyle taşınmazın payları oranında ...

Tarım mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

Yukarıda belirtildiği ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; davacı ... T.A.Ş ve katılan ... tarih ve numarası yazılı tapu kayıtlarından gelen tapu kaydına dayanmış, ... Tarım mirasçılarının arazi üzerindeki zilyetliğinin malik sıfatı ile değil, kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu ileri sürmüş, Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesi ile Arazi Kanunnamesi yürürlükten kalktığı için, Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri hükümlerinin ...

Tarım mirasçılarının yararına uygulanma imkanının bulunmadığını iddia etmişlerdir.

Davacı ve katılan tarafın bu iddialarına karşılık olarak diğer taraf; dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazı kapsamadığını, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dosyasında yapılan kapsam belirlemesinin kendileri yönünden bağlayıcı olamayacağını, ilk kayıt maliki ile davacı ve katılanın bayileri arasında akdi veya ırsi bir ilişkinin kurulamaması sebebiyle davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, taşınmaz üzerindeki çok uzun süreli zilyetliğin kiracılık değil malik sıfatıyla sürdüğünü, tapu kaydı taşınmaza uysa dahi uzun süreli nizasız kullanma nedeniyle kaydın hukuki kıymetini kaybettiğini ileri sürmüşlerdir.

Bu iddia ve savunma çerçevesinde yerel mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli olup olmadığı, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülüp düşülmediği, varılan sonucun usul ve Yasa’ya uygun bulunup bulunmadığı konularında yargıya varmadan önce, tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili olarak ileri sürdükleri yukarıda özetlenen tüm vakıa ve delillerin ayrı ayrı tahlillerinin yapılıp buna göre bir sonuca ulaşılması uygun olacaktır. Şöyle ki;

1- Davacı ve katılanın bayilerinin murisi ... Hanım'ın kök kayıt malikinin mirasçısı olup olmadığı: ... Tarım mirasçıları, kayıt maliki ile davacı ve katılanın bayilerinin murisi ... Hanım arasında irs ilişkisi olmadığını ileri sürmüş ise de; davacı ve katılanın bayileri tapu maliklerinden ... ve müştereklerinin ... Hanım'ın mirasçısı oldukları hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Tereddüt ... Tarım mirasçılarının iddia ettiği gibi ...

Hanım'ın tapu maliki ...’nin kızı olup olmadığı konusundadır. Dosyada ... Hanım'ın nüfus kaydı mevcut olup, bu kayıtta baba adı ...’dir. Tapu kayıtlarında ise “... Kızı” olarak geçmektedir. Ancak davacı ve katılan tarafça ibraz edilen ve Osmanlı arşivleri ile şer’i sicil kayıtları üzerinde yapılan araştırmanın yer aldığı klasör içindeki belgeler arasında yer alan 1303 tarihli vekaletnamede; vekil eden olarak “..., Şeyh ... Mahallesi sakinlerinden ...

Efendi Zade ... ağa İbn-i ... Efendi" adı geçmektedir. ... ağanın ... hanımın kardeşi olduğu sabittir. Yine Şer’i sicil defterinde kayıtlı ... ağaya ait bir dilekçede “... Efendi Zade ... ağa İbn-i ... Efendi, İbn-i Hacı ...” ve “kız kardeşim ... Hanım İbnetü ... Efendi İbn-i Hacı ...” yazılıdır.

Yine aynı belgeler içerisinde yer alan Orman ve Maadin Nezaretinin Sadaret Makamına sunduğu 4 Nisan 1311 tarihli tezkerede “Muğlalı Müteveffa ... Efendi Kerimesi ... Hanımın uhdei tasarrufunda bulunan ... “... Nam Çiftliklerin” ifadeleri yer almaktadır. Bu ve benzeri kayıtlardan ... ile ...’nin aynı kişi ve ... Hanımın Hacı (...) ...’nin kızı olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacı ve katılanın bayilerinin murisi ... Hanımın, tapu maliki ...’nin kızı olmadığı, dolayısıyla davacı ve katılanın, tapu malikinin halefi sıfatını taşımadıkları yönündeki itirazları dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

2- 1274 tarihli Arazi Kanunnamesi'nin tesbit ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunup bulunmadığı ve şartları mevcut olduğu takdirde uygulanıp uygulanamayacağı: Medeni Kanun’un 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Arazi Kanunu’nun Medeni Kanun’a aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte bulunup bulunmadığı uzun süre tartışılmıştır.

Bazı hukukçular Medeni Kanun'un taşınmaz mal mülkiyetini yeni baştan düzenlediğini, 864 sayılı Uygulama Kanunu’nun 43. maddesi ile Arazi Kanunu’nun yürürlükten kaldırıldığının kabul edilmesi gerektiğini savunmuşlarsa da. Tatbikatta Arazi Kanunu’nun Medeni Kanun'a aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte bulunduğu kabul edilmiş, uygulamada istikrarlı olarak bu yönde sürdürülmüştür.

Arazi Kanunu’nun Medeni Kanun’a aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğunu kabul eden hukukçular.

864 sayılı Uygulama Kanunu’nun 43. maddesinde “MECELLE” açıkça yürürlükten kaldırıldığı halde, Arazi Kanunu’nun kaldırılan kanunlar arasında sayılmamasını, Medeni Kanun’un kabulünden sonra, ancak yürürlüğünden önce kabul edilen 2.5.1926 tarih 87 sayılı Kanunla Arazi Kanunu’nun 68, 69, 70, 71, 74, 76, 84 ve 85. Maddeleri yürürlükten kaldırıldığı halde diğer maddelerin yürürlükte olduğunun kabul edilmiş bulunduğunu, Yargıtay’ın 27.1.1943 tarih 5/7 ve 9.2.1944 tarih 4 numaralı İçtihadı Birleştirme Kararları ile 28 Şubat 1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 36. maddesi ile Arazi Kanunu’nun 97, 98, 99, 100, 101,

102 ve 105. maddelerinin yürürlükten kaldırılmasını görüşlerine dayanak yapmışlardır. Diğer gayrimenkul Daireleri gibi Yargıtay Yüksek .... Hukuk Dairesi ile 16. ve 17. Hukuk Daireleri de Arazi Kanunu’nun Medeni Kanun’a aykırı düşmeyen hükümlerinin bu arada Arazi Kanunu’nun 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunu kabul etmiş ve uygulamalarını bu yönde sürdürmüşlerdir.

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin... gün ... sayılı ilamı ile 16. Hukuk Dairesinin 24.04.2001 tarih, 2001/418-2033 sayılı ilamlarında anılan yasa hükümlerinin yürürlükte olduğu açıkça vurgulanmıştır.) Bu durumda davaya konu parselin tesbiti ve dava tarihi itibariyle, Medeni Kanun'a aykırı düşmeyen Arazi Kanunu hükümlerinin bu arada Arazi Kanunu’nun 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte bulunduğunun kabulü ile olayda anılan yasa hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin araştırılıp tartışılması zorunludur.

Mevcut uygulama karşısında davacıların ve katılanın bu konudaki itirazları yerinde değildir.

3- Kadastro Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan tapu kaydı kapsamının belirlenmesi işleminin ... Tarım mirasçılarını bağlayıp bağlamayacağı: Söz konusu dosyada ... Tarım mirasçılarının taraf olmaması ve kapsam belirleme işleminin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesinde yazılı ilkelere uyularak yapılmamış bulunması nedeniyle ... Tarım mirasçılarını bağlamayacağı açıktır.

4- Dayanılan kayıtların kapsamının nasıl belirleneceği: Belirtildiği üzere davacı ve katılan tapu kayıtlarına dayanmışlardır.

Dayanılan kayıtlardaki hudutların arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi bazı hudutların nokta hudutlar olması, hudutların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle dayanılan kayıtlar hudutları ile değil miktarı ile geçerli olan tapu kayıtlarıdır.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/B maddesinde yazılı “Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tesbit yapılır.” hükmü karşısında; arazinin ve sınırlarının yukarıda belirtilen özelliği nazara alındığında kayıtların sınırlarını sabit kabul edip buna göre hüküm kurmak mümkün bulunmamaktadır.

Davacılar ve katılanın anılan dosyada yapılan kapsam belirlemesinin doğru ve tarafları bağlayıcı olduğu yolundaki iddiası yasaya uygun bulunmamaktadır.

5- Taşınmaz üzerindeki ... Tarım mirasçıların zilyetliğinin niteliği: Davacılar taşınmaz üzerindeki ... Tarım mirasçıların zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu, malik sıfatıyla kullanmanın söz konusu olmadığını iddia etmişlerse de bu yönde inandırıcı delil ibraz edemedikleri gibi, ... Tarım mirasçıların zilyetliğinin kendilerine teb’an ve kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu isbat da edememişlerdir.

6- Taşınmaz üzerindeki uzun süreli ... Tarım mirasçılarının zilyetliğinin kaydın hukuki kıymetini kaybı için yeterli olup olmadığı: Arazi başında dinlenen zilyet tanıkları taşınmazın atalarından intikalen ... Tarım mirasçılarına ait olup kendini bildiğinden beri ... Tarım mirasçılarınca aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanıldığını, ... Tarım mirasçılarının davacı ve katılanın bayilerine icar verdiğini duymadıklarını bildirmiştir.

Dosya kapsamından taşınmazın insan ömrünü aşan bir süredir ... Tarım mirasçılarınca malik sıfatıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu süre içerisinde ... Tarım mirasçılarının zilyetliği hiçbir şekilde itiraza uğramamıştır. İnsan ömrünü aşan bir süredir araziyi kullanan ... Tarım mirasçılarının daha öncede bu yeri kullandığının kabulü zorunlu ve hayatın olağan akışı gereğidir. İnsan ömrünü aşan bir süre önce cereyan eden olaya tanık bulmak imkansızdır. ...

Tarım mirasçılarından böyle bir talepte bulunmak da hukuka uygun değildir. Bu durumda ... Tarım mirasçılarının taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresinin Arazi Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen süreye ulaştığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.

7- Tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesine gerek olup olmadığı: Yukarıda da belirtildiği üzere tapu kayıtlarının uygulanması ve kapsamlarının belirlenmesi yeterli ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Ancak dosya kapsamından taşınmazın Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 tarihinden önce 10 yıldan fazla süre ile davalı veya ... Tarım mirasçılarınca zilyet edinildiği, bu zilyetliğin Medeni Kanun’un yürürlüğünden sonra da kadastro tesbitine kadar kesintisiz devam ettiği, bu suretle tapu kaydının hukuki kıymetini kaybettiği, mülk edinme şartlarının ... Tarım mirasçılarının yararına gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Tapu kaydı hukuki kıymetini kaybettiğine göre, kaydın mahalline yeniden uygulanıp kapsam belirlenmeye çalışılmasında bir yarar bulunmamaktadır.

Bu ilkeler nazara alınarak değerlendirme yapıldığında; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, davacı ve katılanın dayandığı tapu kayıtlarının değişebilir sınırlı olup miktarı ile geçerli bulunmasına, bir an için dayanılan kayıtların çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilse bile, ... Tarım mirasçıları ile bayilerinin 743 sayılı Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 10 yılı aşkın süre taşınmaz üzerinde zilyet oldukları, bu zilyetliğin Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden

sonra da hiç itiraza uğramadan aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla tesbite kadar devam ettiğinin saptanmış bulunmasına, ... Tarım terekesinin yöntemince taksim edildiğinin ispat edilememiş olmasına, davacı ve katılanın taşınmaz üzerindeki ... Tarım mirasçılarının zilyetliğine sessiz kalıp, çekişme yaratmamalarına, ... Tarım mirasçılarının insan ömrünü aşan zilyetliklerinin davacı ve katılana teb’an ve kiracılık sıfatına dayalı olduğunun kanıtlanamamış olmasına, ...

Tarım mirasçılarının uzun süreli malik sıfatı ile kullanmaları karşısında Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce uygulanmakta bulunan ve Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra da Medeni Kanun'a aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesi'nin 20 ve 78. maddelerine göre tapu kayıtlarının ...

Tarım mirasçılarının yararına hukuki kıymetini kaybetmiş bulunmasına, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iktisap şartlarının oluştuğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğinin hukukun temel ilkeleri arasında yer almış olmasına, mahkemece toplanan delillerin belirtilen yasa hükümleri nazara alınarak değerlendirme yapılıp sonuca gidilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,

SONUÇ / HÜKÜM

delillerin takdiri mahkemeye ait olup takdirde de bir isabetsizlik tesbit edilememiş olmasına göre davacı ve katılan ile davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 30.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2012/6922, K. 2012/8349, 30 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/6922
Karar No
2012/8349
Tarih
30 Ekim 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/6922 K.2012/11448
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/6923 K.2012/16910
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/6923 K.2012/6968
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/6923 K.2012/11058
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/6923 K.2012/11443
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/6924 K.2012/16700

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.