KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2012/7776 E., 2012/8072 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Riva Köyü çalışma alanında kalan 1045 ada 29 parsel sayılı 386.94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı" ve “taşınmazın bahçe olarak 30 yıldan beri ... evladı ...'ın fiili kullanımındadır” şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... taşınmazın kendisinin kullanımında olduğu iddiasına dayanarak adına beyanlar hanesinde zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 1045 ada 29 sayılı parselin beyanlar hanesine yönelik Hazinenin davası olmadığından tespit gibi işlem görmesine, beyanlar hanesinin aynen bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyiz konusu 1045 ada 29 parsel sayılı taşınmazın, Kadastro Mahkemesinin 2010/2393 Esas numaralı dosyasında da davalı bulunduğu ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü tapu sicilini oluşturmak; doğru, uygulanabilir, açık ve infazda tereddüt doğurmayacak nitelikte hüküm kurmakla yükümlüdür.
Aynı taşınmaz hakkında birbirinden farklı hükümler kurulması halinde infazda şüphe ve tereddüt oluşacağı, amaçlanan tapu sicilinin tesis edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, kadastro mahkemelerinde, aynı kadastro parseli hakkında açılan davaların birlikte görülmesinde zorunluluk vardır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2012/7776, K. 2012/8072, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama