KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2013/10017 E., 2013/9256 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Dava türü
- KADASTRO
- Kanun yolu
- TEMYİZ
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanı içinde bulunan 118 ada 33 parsel sayılı 223028,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ..., satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ... tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın ise kısmen kabulüne, taşınmazın uzman fen bilirkişisinin raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 1734,272 metrekare bölümün aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tesciline, kalan bölümün aynı ada aynı parsel numarası ile mera vasfıyla sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ...'ın temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı ...'ın taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen, davalı Hazine'nin (C) harfi ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece, taşınmazın uzman fen bilirkişinin raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacı ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği, (B) harfi ile gösterilen bölümün ise mera niteliğinde olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece dava konusu taşınmaz bölümlerinin öncesinin kadim mera olup olmadığı yönünde yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi, taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
Ancak, 118 ada 32 parsel sayılı taşınmazın, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin nitelikleri, (C) harfi ile gösterilen bölüm ile (B), (E) ve (F) bölümleri arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında ziraat ve jeoloji bilirkişi raporunda açıklık
2013/10017-9256
bulunmamaktadır.
Sağlıklı sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif icra edilmeli, mera tahsis kararı olmadığı anlaşılan taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli (C) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu,
kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli;
mahkemenin, temyize konu taşınmaza bölümleri ile (E) ve (F) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri arasında ayırıcı nitelikte unsur bulunup bulunmadığına ve 118 ada 32 sayılı parselin tamamına ilişkin gözlemi tutanağa geçirilmeli; ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, taşınmazın (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin niteliklerini, bu bölümler ile (E) ve (F) bölümlerinin toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve birbirlerinden nasıl ayrıldığını karşılaştırmalı biçimde açıklayıp, kullanım biçimini değerlendiren ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı;
fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli; ayrıca, taşınmazın (C), (B), (E) ve (F) harfi ile gösterilen bölümlerinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2013/10017, K. 2013/9256, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama