İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2013/1249 K.2013/1824

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 297

Esas2013/1249Karar2013/1824Tarih7 Mart 2013Okuma5 dk · 1.088 kelime

KÜNYE

16. Hukuk Dairesi 2013/1249 E., 2013/1824 K.·Kadastro Tespitinden Doğan Dava Yolsuz Tescil İyiniyet Karar Başlığında Yazılması Zorunlu Olan Bilgiler

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Mart 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.088 kelime·5 dk okuma

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 297

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 1023

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 1024

KADASTRO KANUNU (3402) Madde 5

"İçtihat Metni"Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:

Kadastro sırasında K... Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 45, 46 ve 156 ada 6 parsel sayılı 3359,86, 6884,46 ve 2540,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla 09.05.2006 ve 30.05.2006 tarihlerinde davalı Adile adına tespit ve tescil edilmiş, 27.11.2008 tarihinde de kayden satın alma yoluyla katılan Hanifi'ye intikal etmiştir.

Davacı Muharrem tarafından, tespit tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde, davalı Adile ve arkadaşlarına yönelik açılan senedin iptali ve elatmanın önlenmesi davası, çekişmeli parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle 17.02.2009 tarihinde Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında Hanifi, dava konusu taşınmazları tapu kaydına istinaden satın aldığını ileri sürerek davaya katılmıştır.

Kadastro Mahkemesinde çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı Muharrem'in davasının reddine, müdahil davacı Hanifi'nin davasının kabulüne, çekişmeli 119 ada 45, 46 ve 156 ada 6 parsel sayılı taşınmazların Hanifi adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Muharrem vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı Muharrem tarafından, tespit tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan senedin iptali ve el atmanın önlenmesi davası, çekişmeli parseller hakkında tutanakdüzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazların tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi hükmüne göre yapılması gerektiği ve devreden dava kapsamında kalan bu taşınmazların malik hanelerinin doldurulmasının hukuken sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, taşınmazlar "davalı" oldukları göz ardı edilerek yolsuz olarak davalı Adile adına tespit ve tescil edilmiştir.

Katılan Hanifi ise, çekişmeli taşınmazları bu tescile güvenerek kayden satın aldığını ileri sürmek suretiyle yargılamaya katılmıştır. Mahkemece de, katılan Hanifi'nin, kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmazların öncesinin davacı tarafın miras bırakanı Ahmet'e ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, son kayıt maliki ve katılan Hanifi'nin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığı ile aynı Yasanın 1023. maddesi gereğince iyi niyetli sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Genel olarak, tapu sicilindeki bir kaydın yanlış olduğunu bilmeksizin bu kayda dayanarak mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kazanan kimse iyi niyetlidir, tapu sicilindeki mevcut yanlışlık kendisine karşı ileri sürülemez. Bir diğer ifadeyle, taşınmazın malikini gösteren tapu sicilindeki kayıtlara (tescile) karşı, bu kayıtlar gerçek hak sahipliği durumunu göstermese (yolsuz tescil olsa) bile, iyi niyet tam olarak korunmuştur.

Buna göre; tapuda bir taşınmazın maliki görünen kişinin gerçek hak sahibi olmadığını bilmeyen ve gerekli özeni gösterse dahi bilebilecek durumda olmayan kişi, bu kişinin kendisine tanıdığı ayni hakkı, tasarruf yetkisi eksikliğine rağmen kazanacaktır. Görüldüğü üzere, kanun koyucu tapuda taşınmazla ilgili kayıtlara ilişkin olarak "tapu siciline güven ilkesi'ni benimsemiştir.

Bir kimse iyi niyetle, bu kayıtlara güvenerek bir hukuki işlem yapmış ise, kişi korunur ve hak sahibi olur; yeter ki bu kişi, kendisine düşen dikkat ve özeni göstermiş olsun. Nitekim, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 3/1. maddesi uyarınca Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Bu itibarla iyi niyetli olunmadığı, başka bir ifadeyle kötü niyetli olunduğu hususunu ispat külfeti bu iddiada bulunana aittir.

Ancak, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz.

Bu doğrultuda, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 14.02.1951 tarih ve 1949/17-1951/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında "Vakıa ve karinelerden, olayda halin icapları veçhile kendisinden beklenen özeni sarf etmemiş olması itibariyle kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacağı belirlenmiş kimsenin eski Medeni Kanunun 931. maddesinden (yeni TMK. m. 1023) yararlanamayacağı ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı..." şeklindeki görüş benimsenmiştir.

Yine bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı ilkeleri" Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 08.11.1991 tarih ve 1990/4-1991/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş; bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 ve 1024. maddelerinde yer alan hükümler, yukarıda açıklanan genel ilkelere paralel özel düzenlemelerdir. Nitekim 1023. maddede "iyi niyetle tapu kütüğündeki tescile dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin" bu kazanımının korunacağından söz edilirken, 1024. maddede "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağı" belirtilmiştir.

Başka bir deyişle, tapuya güven ilkesi gereği taşınmazın mülkiyetini iyi niyetle edinen kişinin kazanımı korunurken, tapudaki tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişinin iyi niyet iddiası dinlenmeyecektir.

Somut olaya gelince. Mahkemece, lehine tescil kararı verilen katılan Hanifi'nin kötü niyetli olduğu kanıtlanamadiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.

Ne var ki; adı geçen çekişmeli taşınmazların kadastro tespiti sırasında, kadastro tespit bilirkişileri heyetinde muhtar olarak yer aldığı gibi, davacı ve davalılar arasında görülen ve Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davanın 28.12.2004 tarihli duruşmasında da, davalı Adile'nin tanığı olarak dinlenmiş, beyanında ise tarafların kök murisi Ahmet'in çekişmeli taşınmazları, davalı Adile'ye sattığını murisin akli dengesinin yerinde olduğunu ifade etmiştir.

Dosya içeriği ve adli tıp raporu karşısında katılan Hanifi'nin, yolsuz tescili bilmediği veya bilmemesi gerektiği düşünülemeyeceği gibi, taraflar arasındaki çekişmeyi bilmediğinden de söz edilemez.

Hal böyle olunca, yasa koyucunun yukarıda açıklanan düzenlemelerdeki amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli görüneni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu göz önünde tutulduğunda, tapu kütüğündeki tescile güvenerek mülkiyet edinen son kayıt maliki Hanifi'nin, çekişmeli taşınmazları edinmesinde kendisinden önceki malik olan davalı Adile ile el ve işbirliği içerisinde bulunduğu ve "iyiniyetli olma" koşulunu sağlamadığı anlaşılmış olup, Türk Medeni Kanunu 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kuşkusuzdur.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çekişmeli taşınmazların davacı ve davalıların murisi Ahmet'e ait olduğu; davalı Adile'nin dayandığı 07.08.2000 tarihli harici senedin dava konusu 119 ada 46 ve 156 ada 6 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, 119 ada 45 parsel sayılı taşınmazı ise kapsamadığı belirlenmiştir.

Kaldı ki miras bırakan Ahmet'in, davalı Adile lehine harici satış senedini düzenlediği 07.08.2000 tarihinde, akli dengesinin yerinde olmadığı ve hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı adli tıp raporu ile saptandığına göre.

Mahkemece, davacı Muharrem'in davasının kabulüne, katılan Hanifi'nin davasının reddine, çekişmeli taşınmazların payları oranında miras bırakan Ahmet mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi gereğince karar başlığında tarafların kimlikleri ve adreslerinin yazılması zorunlu olduğu halde katılan Hanifi'nin kimlik bilgileri ve adresinin karar başlığında gösterilmemesi de isabetsiz olup,

SONUÇ / HÜKÜM

davacı Muharrem vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2013/1249, K. 2013/1824, 7 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1249
Karar No
2013/1824
Tarih
7 Mart 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2013/1249 K.2013/10480
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2013/1250 K.2013/4480
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1250 K.2013/4264
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2013/1250 K.2013/4393
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2013/1250 K.2013/2413
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2013/1250 K.2013/3129

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.