KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2013/13560 E., 2013/13310 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Dava türü
- KULLANIM KADASTROSU
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 112 ada 2 parsel sayılı 34913.16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve Köy Tüzel Kişiliğinin fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve müşterekleri, taşınmazın kendilerinin fiil kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve dava konusu parselin kadastro tutanağının beyanlar hanesinin 1 numarasında belirtilen kullanıcısı Köy Tüzel Kişiliği ibaresinin iptali ile kullanıcısı ... , ..., ... olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı Köy Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarının davayı kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Köy Tüzel Kişiliğini temsil eden köy muhtarının davadan feragat veya davayı kabul yetkisi bulunmamaktadır.
Davadan feragat veya kabul gibi usul işlemlerinin geçerli olabilmesi için Köy Derneği'nin bu yönde alınmış bir kararının bulunması ve bu kararın Mülki Amirlikçe usulen tasdik edilmek suretiyle belgelenmesi gerekir. Bu nedenle köy muhtarının kabulü hukukça değer taşımaz.
Kaldı ki; davalı Köy Tüzel Kişiliğini temsilen muhtarın davayı kabulü geçerli olsa bile, taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğuna göre, ileri sürülen zilyetlik iddiasının Hazineye karşı da kanıtlanması gerekir. Ne var ki, mahkemece, taşınmaz üzerinde kimin zilyet olduğunun tespiti için keşif yapılmamış, çekişmeli taşınmaz üzerindeki kullanım durumu yöntemince araştırılmamış, gerçek kişi davalının kabul beyanı ile yetinilerek karar verilmiştir.
Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde yerel bilirkişi ve yöntemince belirlenecek taraf tanıkları ile keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın 3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek-4. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıklara çekişmeli taşınmazın fiilen ve ne kadar süreyle kim veya kimler tarafından kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, gerektiğinde bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı,
bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tespiti kesinleşmemiş, tespit tutanağı mahkemeye gönderilmiş olduğuna göre 3402 sayılı Yasa'nın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin Medeni Yasanın öngördüğü biçimde sicil oluşturmakla yükümlü bulunması nedeniyle mahkemece, çekişmeli parselin hangi nitelik ve miktarda kimin adına tapuya tescil edileceği,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2013/13560, K. 2013/13310, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama