KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2013/8435 E., 2013/8048 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2013
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, Çukurbağ Köyü çalışma alanında bulunan 116 ada 3 parsel sayılı 6.824,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Hasan Ongun adına tespit edilmiş; 17.11.2011 tarihinde satın alma yoluyla davalı şirkete intikal etmiştir. Davacı ..., taşınmazın bir bölümü hakkında mera ve hali arazi olduğu iddiasına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda gösterilen 2.847,53 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 12/3. maddesi gereğince, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılmaz. Bu süre, hak düşürücü süre olup mahkemelerce re'sen göz önünde bulundurulması gerekir.
Çekişmeli taşınmaza ait ve dosya içinde örneği bulunan kadastro tutanağında, dava konusu 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 07.12.1995 tarihinde kesinleştiği belirtilmekte olup, dava ise 26.12.2011 tarihinde açılmıştır. Kadastro tutanağında belirtilen kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir.
Ne var ki mahkemece, dava konusu taşınmazın kadastro sonucu tapu kütüğüne hangi tarihte tescil edildiği ve kadastro tespitinin dava, ya da itiraz gibi nedenlerle tutanakta yazılı tarihten daha sonra kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamış; çekişmeli taşınmazın son tedavülüne ait tapu kaydının getirtilmesi ile yetinilmiştir. Hak düşürücü sürenin geçip geçmediği kesin olarak saptanmadan karar verilemez.
O halde sağlıklı bir karar verilebilmesi için, mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmazın kadastro sonucu oluşan tapu kaydı, ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, dava, ya da itiraz gibi nedenlerle kadastro tespitinin tutanakta yazılı tarihten daha sonra kesinleşip kesinleşmediği ve kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği saptanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2013/8435, K. 2013/8048, 13 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama