KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2015/17939 E., 2018/2152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2018
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... vd. vekili Avukat ....geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 458 ada 1 parsel sayılı 331,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, paylaşma, taksim ve bağış nedeni ile davalı ... adına tespit ve tescil edilmiş, daha sonra kayden satış yolu ile ...’e devredilmiştir. Davacılar ... ve müşterekleri, miras yolu ile gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak taşınmazın veraset ilamındaki payları oranında adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre davacının davasını ispatladığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişme konusu taşınmazın davacıların murisi Hüseyin ile davalı yanın murisi Ahmet'in babalarından geldiği ve taksime konu olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık taşınmazın taksimde hangi tarafa kaldığına ilişkindir.
Davacılar da davalılar da taşınmazın taksimen kendilerine kaldığını iddia etmektedirler. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan, bir yerel bilirkişi ve 5 davalı tanığı çekişmeli taşınmazın taksimde davalı yana düştüğünü ve paylaşımdan sonra davalı tarafça kullanıldığını, 2 davacı tanığı ise paylaşımda davacı tarafa düştüğünü söylediyse de taşınmaz üzerinde bulunan temeli davalı yanın yaptığını beyan etmişlerdir.
Taşınmazın taksime konu olduğu her iki tarafın kabulünde olup, zilyetliğin davalı yanda bulunduğu dinlenen tüm tanık beyanları ile sabit olduğuna göre, ispat külfeti taşınmazın taksimen kendisine kaldığını iddia eden ve davalının zilyetliğinin asli olmadığını ileri süren davacı yana ait olup, davacının bu iddiasını ispatlayamadığı dosya kapsamıyla anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2015/17939, K. 2018/2152, 27 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama