KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2015/18864 E., 2017/8732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2017
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu 13 ada 12 parsel sayılı taşınmaz, 1939 tarihinde yapılan tesis kadastro çalışmaları neticesinde, beyanlar hanesine “9.277,00 metrekare miktar fazlası Hazineye aittir”, şerhi düşülmek suretiyle dava dışı Mehmet Sıtkı Açıkses adına tespit ve tescil edilmiştir. Uygulama kadastrosu sırasında ....
Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda, bir kısım davalıların murisleri ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 13 ada 12 parsel sayılı 12.034,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 113 ada 12 parsel numarasıyla ve 12.648,92 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli 113 ada 12 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda artması nedeniyle, miktar fazlası olan kısmın ayrı bir parsel numarası verilerek Hazine adına tescili, ya da beyanlar hanesindeki ibarenin “9.891,92 metrekare miktar fazlası Hazineye aittir”, şeklinde değiştirilmesi istemiyle, uygulama kadastrosu askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açmış, Kadastro Mahkemesince ihtilafın mülkiyet hakkına dayalı olduğu gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesine yönelik olarak görevsizlik kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda,
10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm kurulmuşsa da, verilen karar dosya kapsamına ve yasaya uygun düşmemektedir. Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde.
“Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” denmektedir.
Davacı Hazine, çekişmeli 113 ada 12 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda artması nedeniyle, miktar fazlası olan kısmın ayrı bir parsel numarası verilerek Hazine adına tescili, ya da beyanlar hanesindeki ibarenin “9.891,92 metrekare miktar fazlası Hazineye aittir”, şeklinde değiştirilmesi istemiyle dava açmıştır.
Dolayısıyla dava, kadastro öncesi nedene dayalı olmayıp, aksine kadastro tutanağı ile Hazine lehine belirtilmiş olan hakkının ifraz edilerek adına tescili isteğine ilişkin olduğuna göre, kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanmamaktadır. Bu nedenle, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre bu davada uygulanamaz.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2015/18864, K. 2017/8732, 8 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama