KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2015/21112 E., 2016/590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2016
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 174 ada 36 parsel sayılı 4.899,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 20 yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde bulunduğu ancak tapu kaydı sunulmadığı ve bu tip yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı belirtilmek suretiyle çalılık vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazda kadastro tespit tarihine kadar davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi gereğince zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır.
Davacı, çekişmeli taşınmazın, maliki olduğu dava dışı 174 ada 16 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde ve kendisine babasından intikal eden yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahallinde yapılan keşif anında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından çekişmeli taşınmazın davacının babası tarafından kullanılmakta iken sağlığında yaptığı paylaşım sonucu davacıya isabet ettiği anlaşılmakta ise de, davacı İstanbul'da yaşadığından dolayı bir süre kullanılmadığı ve bakımsız kaldığı beyan edildiği ve zirai bilirkişi raporuna göre de taşınmazın bakımsızlıktan ekonomik özelliklerini kısmen kaybettiği belirtildiği halde mahkemece, taşınmazın ne zamandan beri ve neden kullanılmadığı, iradi olarak terk edilmiş olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları, zirai bilirkişi ve fen bilirkişi huzuru ile yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesinde kim tarafından ne kadar süre ile kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, taşınmazın ne zamandan beri ve neden kullanılmadığı, davacının İstanbul'da yaşadığı süre zarfında taşınmaz ile ilgisini kesip kesmediği,
bu kapsamda iradi terkin söz konusu olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; zirai bilirkişiden de taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2015/21112, K. 2016/590, 2 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama