KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2015/9383 E., 2016/2764 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2016
- Dava türü
- KADASTRO
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın onanmasına ilişkin yukarda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi ... ve diğerleri tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ...
Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 341 ada 5 parsel sayılı 994,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bir kısım davalıların miras bırakanı ... ... adına, 341 ada 6 ve 22 parsel sayılı 352,05 ve 820,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı ..., 332 ada 125 parsel sayılı 7.321,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... adına ayrı ayrı irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 341 ada 5, 6, 22 ve 332 ada 125 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları Dairemizin 14.10.2014 tarih 2014/...-.... Esas ve Karar sayılı ilamıyla reddedilerek hüküm onanmış olup, bu kez davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Mahkemece, taşınmazların muristen kaldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazlar hakkında bir bilgisinin olmadığını bildirmiş, davacı tarafın iki tanığı 332 ada 125 parselin davacı ...'e ait olduğunu diğer taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını, iki davalı tanığı 332 ada 125 parselin davalıların murisi ...'e ait olduğunu 25 yıldır kendisinin kullandığını, davalı tanığı Mehmet, 341 ada 5 parselin babadan kalma olmadığını, diğer davalı tanığı Osman ise babadan kalma olduğunu söylemişler,
dinlenen tespit bilirkişileri 332 ada 125 parsel sayılı taşınmazın 1970'li yıllardan beri davalıların murisi ... tarafından kullanıldığını tespit sırasında babadan kalan yerleri bölüştüklerini ve gösterdikleri şekilde tespitlerin yapıldığını, davacı ...'e de iki parça yer yazıldığını beyan etmişlerdir. Ayrıca dinlenen tanıkların çoğu bir kısım taşınmazlar hakkında hiç bilgilerinin olmadığını bildirmişlerdir.
Alınan tüm bu beyanlar soyut nitelikte, olayları çözümlemekten uzak olduğu gibi beyanlar arasındaki açık çelişki dahi yeniden sorulmak ya da gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye de çalışılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
O halde öncelikle tarafların ortak miras bırakanı ... mirasçıları adına tespit edilen taşınmaz olup olmadığı Tapu Müdürlüğünden sorulmalı, varsa tespit tutanakları, dayanağı kayıtlar getirtilmeli, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları huzuru ile keşif icra edilmelidir.
Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ile tarafların tanıkları ayrı ayrı dinlenilip bu şahıslardan, taşınmazların evveliyatında kime ait olduğu, kime nasıl intikal ettiği, davacıların ya da tarafların ortak murislerine ait olması halinde mirasçıları tarafından usulüne uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise kime isabet ettiği, diğer mirasçılara ne verildiği, taşınmaz verilmiş ise nereden verildiği ve diğer mirasçılara verilen taşınmazların akibetlerinin ne olduğu, taşınmazların kim tarafından ne suretle kullanıldığı,
etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu taktirde yöntemine uygun şekilde giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2015/9383, K. 2016/2764, 16 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama