KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/10071 E., 2019/4392 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2019
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda, ... İlçesi Gündüzbey Köyü çalışma alanında bulunan 85 parsel sayılı 31.825,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve taksime dayanılarak ... ve müşterekleri adına paylı olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, harici satın almaya ve zilyetliğe dayanarak çekişmeli taşınmazın bir bölümü hakkında, tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.250,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacıların murisi tarafından haricen satın alındığı ve satın alma tarihi ile dava tarihi arasında yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Davacı taraf, dava dilekçesinde, davalıların murisi ...’un çekişmeli taşınmazda tapu kaydına dayalı olarak 1/9 oranında pay sahibi olduğunu, adı geçenin payına karşılık olarak kullandığı kısmı yaklaşık 45-50 yıl önce davacıların murisine sattığını ve satın alma tarihinden itibaren çekişmeli taşınmaz bölümünün zilyetliğinin davacılarda bulunduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmış olup, açıklanan bu niteliği ve satın alma tarihi itibariyle dava, kadastro öncesi sebebe dayanmaktadır.
Ne var ki, kadastro tespitinin kesinleştiği 24.02.1970 tarihi ile davanın açıldığı 08.06.2007 tarihi arasında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bir an için davanın kadastrodan sonraki sebebe dayalı olduğu kabul edilse dahi, tapulu taşınmazlara ilişkin her türlü pay devrinin resmi memur önünde yapılması zorunlu olup, haricen yapılan pay devirleri hukuken geçersizdir.
4721 sayılı TMK'nın 713/2. maddesindeki koşullar dışında, tapulu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı da açıktır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/10071, K. 2019/4392, 14 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama