KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/10929 E., 2019/8964 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2019
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 6 parsel sayılı 254,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Nihat ve ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve ..., çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak, tapu iptali ve murisleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın, çekişmeli taşınmazın tarafların ortak murisinden kaldığı iddiasına dayalı açılan tapu iptali ve tescil davası olduğu, ölüm tarihine göre tereke elbirliği mülkiyetine tabi olup taraflar dışında başka mirasçıların da bulunduğu, bu halde davacıların tek başlarına dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Davacılar, taşınmazın ortak murislerine ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığını, usulüne uygun taksim yapılmadığını belirterek, tapu kaydının iptali ile muris adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Miras bırakanın ölüm tarihine göre, TMK'nın 701. maddesi hükmü gereğince terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunmaktadır.
TMK'nın 640 ve 702. maddeleri hükümlerine göre, elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği aranmakta yani tüm mirasçıların katılımıyla tasarrufi işlemler yapılabilmektedir. Dava da tasarrufi bir işlemdir.
Mirasçılardan biri veya bir kısmı tek başına adına tescil isteyemeyeceğinden ve tüm mirasçılar adına tescil istenilmediği için, dışarıda kalan mirasçıların da davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci tayini yoluyla da davanın yürütülmesi mümkün olmadığından ve bir mirasçının taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre miras bırakanın diğer mirasçıları adına da sürdürülmüş sayılacağından, bu durumda davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı kabul edilmektedir.
Somut olayda ise, davacılar ve davalılar gerçek kişi mirasçı olup, davalılar tereke karşısında 3. kişi durumunda değildir. Bir mirasçının başka bir mirasçıya karşı payı ile sınırlı olarak dava açmasına engel yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bir başka deyişle davanın gerçek tarafları miras bırakan Mustafa’nın mirasçıları olup, terekeye karşı üçüncü kişi konumunda olmadıklarından, terekeye dahil payları yönünden dava açmalarına engel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/10929, K. 2019/8964, 26 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama