KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/15294 E., 2020/4919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2020
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
- Kanun yolu
- TEMYİZ
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro Müdürlüğü'nce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca davalılar ... ve ...’ın talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sırasında,...
Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı ...’un 1/2 pay sahibi olduğu 344 ada 2 parsel sayılı 12.527.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 12.399.56 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan 344 ada 16 parsel sayılı 4.219.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 4.161.21 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda Memnune Baran ve ... adlarına 1/2 paylarla kayıtlı bulunan 344 ada 17 parsel sayılı 5.329.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 5.577.41 metrekare yüzölçümlü olarak belirlenerek tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir.
Davacı ..., düzeltme işlemi sırasında kendisine ait taşınmazların sınırının yanlış belirlendiğini ve böylece taşınmazlarının yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, düzeltme işleminin iptali istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 03.12.2011 tarih 2011/12797 Esas 2011/16443 Karar sayılı ilamı ile, "Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca araştırma ve inceleme yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de,davacı ...'un düzeltme işlemi nedeniyle yüzölçümünde azalma meydana geldiğini belirttiği 344 ada 2 parsel sayılı taşınmazda tam paylı malik olmadığı, taşınmazın müşterek mülkiyete tabi olduğu ve davacı dışında paydaşın bulunduğu ancak diğer paydaşın davada taraf olmadığı anlaşılmaktadır. Davanın niteliği itibariyle yargılama sonucunda verilecek hükmün tüm paydaşların hukukunu etkileyecek nitelikte olması nedeniyle, tüm paydaşların davada yer almaları gerekmekte olup, bu haliyle davada aktif dava ehliyetinin tamamlandığından söz edilemez. Oysaki aktif dava ehliyetinin mevcudiyeti dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/15294, K. 2020/4919, 28 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama