KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/15852 E., 2020/1527 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2020
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
- Kanun yolu
- TEMYİZ
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, ...Köyü çalışma alanında bulunan 170 ada 1 parsel sayılı 815.02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tutanağın beyanlar hanesinde “krokisinde (A) harfi ile gösterilen binanın Hasan Yaşar’a ait olduğu” belirtilmek suretiyle arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın 3367 sayılı Yasa ve Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği uyarınca dağıtılarak kendisine satıldığını ve bedelinin tarafından ödendiğini ileri sürerek, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, mahallinde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin davacının iddiasını doğruladığı, dosyada bulunan komisyon kararı ve köy ihtiyar heyeti kura listesinin incelenmesinde dava konusu taşınmazın kurada davacıya çıktığı ve bedelinin davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Mahkemece, davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı açısından bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.
Bilindiği üzere; davada sıfat, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi, kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine ait olması gerekir. Hakkın bulunduğu yerde sıfatın varlığı da kuşkusuzdur. Subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu maddi hukuka ilişkin bir sorundur.
Diğer bir anlatımla sıfat maddi hukuka göre belirlenir. Somut olayda, davacı, taşınmazı idareden satın aldığı ve zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu iddiasına dayanarak tapu iptali ve adına tescil istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanlarından, köy gelişme alanı olarak bırakılan taşınmazların 1980’li yıllarda kura ile dağıtıldığı, dava konusu taşınmazı da davacının Hazine'den satın aldığı, burayı bir kaç sene kullandıktan sonra 1996-1997 yıllarında dava dışı Hasan Yaşar adlı kişiye sattığı ve taşınmaz üzerinde bulunan evi bu kişinin yaptığı ve halen de taşınmazı bu kişinin kullandığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/15852, K. 2020/1527, 4 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama